YENİ DÜNYALARDA ----> HAYAL İLE BİLİMİN BULUŞTUĞU YER...

... Sadece Bilimkurgu ...


Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Bilimkurgu Yazarlarının Keşfettikleri Gezegenler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

SUNBAE

avatar
Admin
Bilimkurgu Yazarlarının Keşfettikleri Gezegenler (1)

Bilimkurgu deyip geçmeyin. Bu gezegenler yazarın kafasında doğar, elinde şekillenir...

Bu gezegenlerin hiçbiri gerçek değil. Sadece yazarın kafasında var olmuş ve kalemiyle öyküde canlanmış. Ama hepsi ilginç ve bilinmez bir gün belki biri veya birkaçı gerçekten bulunabilir de.

Bilimkurgu yazarlığı kolay iş değildir. Öyle konular bulacak, öyle şeylerden söz edecektir ki, hem ilgiyi çekecek kadar garip olacak, hem de "deli saçması" dedirtmeyecek kadar inandırıcılık taşıyacaktır.

Bilimkurgu romanlarının çoğu, birkaç yüzyıl ötede, gökyüzünde, adı sanı duyulmadık gezegenler arasında geçer. Dilerseniz, bilimkurgu yazarlarının keşfettikleri, bizi götürdükleri bazı gezegenler arasında küçük bir gezinti yapalım.


MESKLIN GEZEGENİ - YERÇEKİMİNİN GÖREVİ (2)
(Hal Clement)

Mesklin gezegeninden ilk söz eden, "Yerçekiminin Görevi (1954)" adlı bilimkurgu romanıyla, Hal Clement...

Dünyamızdan 11 ışık-yılı uzaklıktaki bu gezegene ilk kimin ayak bastığı bilinmiyor. Yazara göre, bu gezegende uzunca sayılabilecek bir süre kalan ilk kişi, sinyallere cevap vermeyen bir araştırma gemisinin peşinden uzaya gönderilen Charles Lackland adında bir bilim adamı...

Nedir, Mesklin gezegeninin özellikleri?

Bir kere, Mesklin, kase biçiminde... Genişliği yüksekliğinin dokuz katı... Ekseni çevresinde öyle hızlı dönüyor ki, Dünya'nın zaman ölçüleriyle, turunu 9 dakikada tamamlıyor. Topaça da benzeyen bu dev cisminin yanlarındaki yerçekimi Dünya'nın 3 katı. Kutuplardaysa, yerçekimi normalin 700 katına çıkıyor. (3) Bu gezegeni çevreleyen soğuk atmosferin ana maddesi hidrojen... Denizleriyse sıvılaşmış metan gazından oluşuyor. Irmakları da sıvı metan... Göz alabildiğince uzanan kıta parçalarının önemli sayılabilecek coğrafi özellikleri bulunmuyor. Tek-tük dağ sıraları, sarmaşıklarla kaplı uçsuz-bucaksız düzlükler arasında, çürük diş gibi sırıtıyor.

Tıpkı kendisi gibi, mevsimleri de bir garip Mesklin'in... İkiz güneşlerinin çevresindeki yörüngesini tamamlarken, sonbahar ve kışları 2 Dünya-ayı sürüyor. İlkbahar ve yaz aylarıysa, 830 Dünya-gününe, yani 26 Dünya-ayına eşit... Kış mevsimi çok fırtınalı geçiyor ve denizler yüzlerce metre yükseliyor. Kış çıkmadan, büyük kara parçaları sular altında kalabiliyor. Yani şekli değişiyor bu gezegenin... İlkbahrdan başlayarak yaz ayları süresince su düzeyleri hızla düşüyor ve gezegen yeniden eski biçimine dönüyor. İklime uygun hayvan ve bakteri yaşamı var bu gezegende... Ama, Mesklin uygarlığının egemeni, 30 cm uzunluğundaki TIRTIL'lar... Bunların vücut yapıları, Mesklin'in acımasız yerçekimine dayanabilmelerini sağlıyor.

Mesklin uygarlığının gelişkinlik düzeyi, 16-17. yüzyıl Dünya uygarlığına yakın... Gemileri, canlı bir ticaret yaşamları var. Bilim alanında da yeni yeni ilerlemeye başlamışlar. Bilimin, eğitimin önemini kavramışlar. Kayıp uzay gemisini arayan Lackland, tırtılları, aramalarında kendisine yardımcı olmaları için ikna etmiş... Uzay gemisini bulan Tırtıllar hemen şantaj yapıyorlar Lackland'a... Gemiyi ve içindeki kara kutuyu Lackland'a geri vermek için şart koşuyorlar. Koştukları şart, kendilerine eğitim olanaklarının sağlanması...

(1) Bu yazı "Gelişim Yayınları-Bilim Dergisi" nin Haziran 1982 tarihli 4. sayısından alınmıştır. Yazının devamında başka gezegenlerden de bahsedilmektedir.

(2) Bu romanın orjinal adı "Mission of gravity" olup, ülkemizde 2001 yılında İthaki Yayınlarından "Ağır Görev" adıyla çıkmıştır.

(3) Ülkemizde yayınlanan kitaba göre, gezegen tam turunu 18 dakikada tamamlamaktadır, yerçekimi ise kutuplardakinin 660 katıdır.

Kullanıcı profilini gör http://yenidunyalarda.zforum.biz

SUNBAE

avatar
Admin
PYRRUS GEZEGENİ - ÖLÜM DÜNYASI

(Harry Harrison)


Böyle bir gezegenin varlığını, ilk kez 1960 yılında, Harry Harrison'un "Ölüm Dünyası" adlı bilimkurgu romanından öğreniyoruz. Uzay boşluğunun tam neresinde olduğu bilinmemekle birlikte, öykünün başlamasından 300 yıl önce, Kaptan Kurkowski'nin komutasındaki Pollux Victory gemisinin gelmesiyle birlikte yerleşmeye açılmış...

Pyrrus gezegeni, radyoaktif çekirdekli, dış katmanları madenden oluşan bir uzay cizmi. Eğik eksenli olması nedeniyle, hava koşulları çok değişken. Bir mevsimden ötekine önemli ısı farkları meydana geliyor. Eksen öylesine eğik ki,aynı gün içinde bile, hava, kutup soğuğundan tropikal ılıklığına dönüşebiliyor, bir fırtınanın ne zaman kopacağı önceden kestirilemiyor.
Çekirdeğin radyoaktif maddelerden oluşması nedeniyle, gezegenin yanardağları sürekli faaaliyette. Sık sık depremler oluyor. En küçük bir deprem bile koskoca bir kıtayı birkaç saat içinde okyanusların derinliklerine yollayabilecek nitelikte.
Pyrrus'un iki Ay uydusu bulunuyor. Öylesi durumlar oluyor ki, çift Ay'ın etkisiyle okyanuslardaki su düzeyi hızla yükseliyor, büyük kara dilimlerini yutuveriyor. Pyrrus'taki yerçekimi, dünyadakinin iki katı.

Pyrrus'taki büyük egemenlik savaşı, oraya yerleşmiş insanlarla, insanların gelmesinden önce oraya egemen olmuş bitkiler arasında. Pyrrus'taki tüm bitkilerin ve çiçeklerin "öldürücü" silahları var. Kiminin zehirli pençeleri, tırnakları, keskin dişleri bulunuyor. Yanlarından geçen insanlara öfkeyle, hırsla, kin ve ölüm kusuyorlar. 300 yıllık yanyana varoluşlarına rağmen, bir türlü, barış içinde yaşamayı öğrenememişler. Üstelik, insanlar bu savaştan yenik çıkar duruma gelmişler. 300 yıllık süre içinde, Pyrrus'taki insan nüfusu 50 binden 30 bine düşmüş. İnsanlara karşı açılan savaşta, bitkilerin en büyük müttefiki gezegendeki hayvanlar. İnsanların bilmedikleri şey, hayvanların da, bitkilerin de bir tür telepatiyle haberleşebildikleri.

Pyrrus'a yerleşenler, tıpkı başka insanlar gibi, kendilerini büyük görürken, hayvan ve bitki gibi yaşam biçimlerini küçümsemekteler. Aslında, bitki ve hayvanların insanlara düşmanlığı, insanların onları küçümsemelerinden, onlardan korkup nefret etmelerinden kaynaklanıyor. Pyrrus'a yerleşmiş insanların çevreyle ve doğayla giriştikleri savaştan yenik çıkmamaları için tek çözüm var: Yüreklerinden bu korku, küçümseme ve nefreti atmaları...
Yoksa, bu savaşın kaçınılmaz sonucu, son insana kadar insan neslinin yok edilmesi....

Kullanıcı profilini gör http://yenidunyalarda.zforum.biz

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Similar topics

-

» Ortaçağ'da Tiyatro

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz