YENİ DÜNYALARDA ----> HAYAL İLE BİLİMİN BULUŞTUĞU YER...

... Sadece Bilimkurgu ...


Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Evren tasarımları....

Sayfaya git : 1, 2  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 2 sayfası]

1 Evren tasarımları.... Bir Ptsi 01 Ekim 2007, 17:56

kenvolo


Moderator
Moderator
Bilim kurguda olmazsa olmazlarından biri olan evren tasarımları....Tüm hikayeler mantık zinciri tanımlanmış bir evren içerisinde gerçekleşir...Kahramanları zorlayan çekilen acı veyahutta zaferleri kısaca tüm şartları bu tasarımlar belirler...Yakın gelecek uzak gelecek hepsi belirli mantık seviyeleri oluşturur....Bunun iyi sınırları çizilmesi gerekir diye düşünüyorum...ve öncelikle var olan film ve dizilerdeki evren tasarımlarını irdelemeyi daha sonrada yeni oluşturulacak tasarımlardaki onemli noktaları belirtmesi gerektigini düşünüyorum...İşte tam olarak burada hep birlikte yapmamız gerektigini düşünüyorum...

Kullanıcı profilini gör

2 Geri: Evren tasarımları.... Bir Ptsi 01 Ekim 2007, 21:15

SUNBAE

avatar
Admin
İster kısa bir öykü olsun, isterse bir kaç ciltlik bir roman olsun evren tasarımı gerçekten önemli. Şöyle bir örnek vereyim. Uzak veya yakın bir gelecekte dünyada veya kolonileştirilmiş herhangi bir gezegende tamamen zıt karakterli ve birbirlerinden soyutlanmış farklı toplumların var olduğunu düşünelim. Toplumlardan biri tamamen teknoloji toplumu, diğeri tarım toplumu olsun. Birbirlerinin varlığından haberleri bile olmayan ama aslında bir zamanlar aynı topraklarda yaşamış olan bu iki toplumun bir olay sonucu ikiye bölünmüş ve aradan geçen uzun yıllar sonucu tamamen birbirlerini unutmuş olsun.

Elimizde iki malzeme var. Biri teknoloji diğeri tarım. Yavaş yavaş ayrıntılara geçelim. Birinci toplumun teknolojileri var ama aynı zamanda şiddetin hüküm sürdüğü bir toplum. Herkes agresif ve paranoyak. Aynı zamanda besin kaynakları kısıtlı. Diğer toplum ise tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor. Teknolojileri fazla gelişmemiş olmasına rağmen yinede çeşitli silah, makina, araç gereçleri var. Toplumsal değerlerini yitirmemiş, yardımsever insanlar.

Şimdi bu iki toplumu bir şekilde buluşturmayı düşünelim. Ne gibi olaylar, gelişmeler meydana gelmeli ki bu iki toplum birbirinin varlığını öğrensin.

Mesela tarım toplumundan meraklı bir genç çeşitli rivayetleri araştırıp tek başına veya arkadaşlarıyla maceraya atılabilir ve tesadüfen teknoloji toplumunu bulabilir. Veya teknoloji toplumundan biri diğerlerinden farklı bir arayış içine girer. İçinde bulunduğu toplumdan, teknolojiden sıkılır ve arayış içine girer. Derken tarım toplumunu bulur ve olaylar gelişir.

Kullanıcı profilini gör http://yenidunyalarda.zforum.biz

3 İşte Başlıyoruz.... Bir Salı 02 Ekim 2007, 19:41

kenvolo


Moderator
Moderator
Başlangıçta aynı gezegende yaşayan bu insanlar içinde bulundukları durumdan memnun değillerdi… Çünkü farklı görüşlerin tohumlarının atıldığı dönemlerdi bunlar… Temel sorun toplumdaki gelişmeler ve gelişmenin getirdiği fırtınalar ve de bunları anlayan ama maalesef istemeyen gelenekselciler…Sorun hep aynıydı zaten…Tarafların birbirini anladığı ve herkesin kendi yoluna gittiği zor ama bir o kadarda heyecan verici dönemlerdi..(clarke ın şehir ve yıldızlar adlı eserinde de buna ilave konularla temelde bu konu işlenmişti.)
İşte tam bu noktada senin bu toplumları oldukça radikal bir noktaya çektiğini görüyorum. Zaten amacımızda alıştırma yapmak ve nasıl bir sonuç çıktığını test etmek değil mi? Devam..
Teknolojik toplumda herkes agresif ve paranoyak üstüne üslük bide yiyecek azlığı var…işte zor bir başlangıç..ama evren tasarımlarındaki bu pratik yapmak maksadında olan bizler için bu durum iyi bir test..tamam gelişmiş toplum aslında normal şartlarda beslenme konusunda kendi kendine de yeterli durumdalardı..(önce sıvı tarım sonrada sentetik beslenme) Ama gelişme yolundaki bu topluluk farklı amaçların karışımı olan bir dizi deneylerin yapılmasına da izin vermişti..bu toplumda sayısız farklı deneylerden birisiydide..Sorun şurada meydana gelmişti..Tam bir başarıda..işte bu noktada her deney gibi buda sıkı test aşamalarından sonra yürürlüğe konmuştuda..sorun aslında çok başarılı olmasında idi…
Bu iki toplumu nasıl bir araya getireceğimiz konusu ise asıl sorunumuz.. her gelişme bir itkiden meydana gelir..Çok nadirde tesadüfler rol oynar ve burada da tesadüf değil ihtiyaçların ortaya çıkmasını seçtim…İşleri daha karıştırmak için bunu da çok beklenen bir yerden değilde çok farklı bir noktadan şeçtim..
Gelişmiş toplum kendisini değiştiren olaylar döngüsüne çoktan girmişti…En ileri görüşlülerin bile fark edemedikleri bir sonuçtu…Teknoloji sayısız nimet ile gelmişti ama bu sefer bir ihtiyaç doğurmuştu…aslında bu belli idi ama sadece tarım toplumunun kendine bağışık insanları için…teknolojinin arayışlar içindeki insanları için değil…işte toplumundaki kaos ve acı çekilen bu dönemde eskileri hatırlayan ve kişisel sorununa çözüm olacağını uman bu kahraman eski kayıtları takip ederek tarım toplumunu ve uyumlu insanlarını bulur…
Burada kilit nokta teknolojik insanların ne yapıp ta kendilerini bu duruma düşürdükleri konusu..ve tarım toplumundan ne istedikleridir….Cevap o kadar iyi olmalı ki devam etmeye değer bulunsun…Toplum içindeki yarış insanların birbirlerine destek olmasını engelleyerek uygarlıklarının feodal bir düzene dönüşmeye zorluyordu…benim önerim nanitler ile yaşam döngülerini bozmaları ve bu bozulma kişisel ihtirasları körükleme ile sonuç vermesi olabilir…toplum eski düzenini yani olabilecek düzenini(önceki)(ki bu da ayrıca iyi tanımlanmalı) kaybedebilecek mantıklı bir yaklaşım gerek…bu nokta şöyle olabilir.. 1 psikolojik etkiler.. 2 toplum içi yükselen yarış 3 toplumun kaybolması ile zirve..(bu nokta bence önemli çünkü stargate evrenindeki goald ların başlangiç dönemlerine benziyor tabii goald larvaları olmadan)Bu arada toplum dağılmanın eşiğinde ama hala dayanıyor..
Aslında kahramanımız gezegenini(daha doğrusu yaşam alanını) kurtarmak peşinde koşmuyordu..aslında toplumunu saran hastalığın tam pençesinde idi…yükselme arzusunda idi…Çıkış yolu için farklı bir yaklaşım dener..bu hiçte alışılmadık bir yöntemdir…zaten başarılı olmak içinde bu gereklidir..kendi feodal gelişmiş düzenini daha da ileriye götürmeyi dener...bunun neticesinde tarım toplumunu bulur ve karşılaşma başlar…(burada konu için daha fazla dramatikleştirmek istemedim..Çünkü zaten izlediğimiz ve okuduğumuz bir çok yapıtta dramatize edilme müthiş patlama ve güçler ile çarpıcı bir şekilde vurgulanır ve o kadarda yapaydır hani)(ben bu noktada mecburiyetler ile kaçınılmazları bir arada yeğ tuttum.)
İşte tam bu noktada kahramanımız potansiyeli fark eder…tarım toplumunu kendi çıkarları için kullanır…bile bile yapar…tarım toplumunu kandırır ve asla kabul etmeyecekleri bir şekilde onları teknolojik uygarlığın göbeğine sokar…bakalım bundan sonra sen neler düşüneceksin…benim düşüncelerim var ama bu birlikte yapacağımız bir pratik olduğuna göre sen ne düşüneceksin merak ediyorum yorumlarını ve katkılarını bekliyorum… Bu arada açlık konusunu da tatmin açlığı olarak yorumluyorum.Yok eğer stargate evrenindeki wraitler tarzı olsun dersen de tamam ama onu tercih etmedim…

Kullanıcı profilini gör

4 Geri: Evren tasarımları.... Bir Çarş. 03 Ekim 2007, 15:45

SUNBAE

avatar
Admin
Yazını okuduktan sonra olayların ortaya çıkışı için şöyle bir başlangıç seçtim.

Günümüz sorunlarından olan sürekli artan enerji ihtiyacını ve küresel ısınmanın yol açtığı kuraklığa bağlı olarak gelişen besin üretimindeki azalmayı gerekçe göstererek başlatılan ayaklanmalar, çatışmalar komplo teorilerininde yardımıyla kısa sürede savaşa dönüşür ve bu savaşlar dünya geneline yayılmaya başlar. Barış getireceğini söyleyen büyük güçler tarafından -aslında işgal planı uygulanmaktadır- savaş bölgelerine askeri birlikler gönderilmektedir. Her büyük güç kendi nüfuz alanını arttırmak ve olayların olduğu bölgeleri aslında sömürge haline getirmenin hesabı içindedir. Çünkü savaş olan bölgeler yeraltı ve yerüstü kaynaklar bakımından iştah kabartmaktadır.
Büyük güçler bir an önce zengin kaynaklara sahip olmak amacıyla savaşı iyice şiddetlendirmeye başlamışlardır. Çıkar çatışması artık öyle bir noktaya gelmiştir ki, büyük güçler arasında belkide 3. Dünya savaşının çıkması kaçınılmazdır. Nihayetinde beklenen savaş çıkmıştır ve tarihe "Büyük Savaş" olarak geçmiştir.
2. Dünya savaşı bu savaşın yanında mahalle kavgası gibi kalmıştır. Sonuçlarına bakılınca dünya nüfüsunun %80'i yok olmuş, bir çok ülke haritadan silinmiş ve ekolojik denge alt üst olmuştur. Yüksek miktarda radyasyon nedeniyle geri kalan insan ve hayvan topluluklarıda yavaş yavaş yok olmaya başlamıştır.

Buraya kadar olan kısım hikayemizde eski zaman rivayetleri gibi zaman zaman karşımıza çıkacaktır dolayısıyla ayrıntı olmayacaktır.
***
Şimdiki kısımda ise oluşturacağımız evrende varolduğunu düşündüğümüz iki zıt toplumun temellerinin nasıl atıldığı yer alacaktır.

Büyük Savaş sonrası hayatta kalanlar dünya üzerinde dağınık bir şekilde küçük topluluklar oluşturmaya başlamışlardır. Aradan geçen uzun yıllardan sonra topluluk liderleri bir araya gelir ve artık savaşın olmadığı bir dünya, örnek bir toplum modeli planlarlar.
Bu arada çeşitli bilgiler, kitaplar derlenip toparlanır ve büyük bir kütüphane kurulur. Uzun ve gizli olarak yapılan görüşmelerden sonra genetik değişiklik önerilir. Artık insanlarda saldırganlık, şiddet vs. olmayacaktır ve bazı gruplar denek olarak kullanılır.
Fakat bir şekilde bu deney ortaya çıkar ve karşıt görüşler kendini göstermeye başlar. Karşıt görüşlere sahip çeşitli gruplarla genetik değişikliği savunan gruplar arasında çatışmalar başlamıştır. İki ayrı görüş vardır : Birinci görüş insanın şimdiye kadar olduğu gibi tamamen doğal gelişme sürecinin devam etmesini savunmaktadır. Diğer görüşü reddetmelerinin sebebi ise herkesin tek tip olacağı, hiç bir heyecanın olmayacağı, bir şekilde insanların duygusuz kitleler haline geleceği yönündedir. İkinci görüş ise ısrarla genetik değişikliği savunmakta, insanlarda saldırganlık, şiddet, intihar gibi eylemlerin artık olmamasının insanlığın gelişmesini hızlandıracağını söylemektedirler. Diğer görüş ise onlar için daha tehlikelidir. Çünkü tarih boyunca insanoğlunun saldırgan ve şiddet dolu davranışları nedeniyle bir çok medeniyet, teknoloji, bilgi vs.. yok olmuştur.

Bir süre sonra genetik değişime karşı çıkan grup karar verir ve uzaklara göç ederler. Göç sırasında büyük savaş sonrası sağ kalanlarla birleşir, çoğalır. Gittikleri yerlerde tarıma dayalı yerleşik bir toplum olur ama makina, silah vs. teknolojileri vardır.

Diğer grup ise bir taraftan teknolojik olarak çok gelişirken diğer taraftan artık neredeyse karakter olarak birbirinin aynı olan bireylere dönüşür. Fakat genetik değişim sırasında kimsenin farketmediği bir problem olmuştur ve sonraki nesiller, önceki nesillere göre daha şiddet yanlısı, daha saldırgan bir hale gelmiştir. İlgili genlerin bir dönem baskılandığı fakat sonraki nesilde daha aktif hale geldiği saptanmıştır. Tamamen kapalı bir toplum haline gelmiştir. Herşeyin makinaların, robotların ve bilgisayarların kontrolunda olduğu şiddetin sıradan bir eylem olduğu bir toplumdur artık.

Bir kaç nesil sonra ise her toplum artık diğerini unutmuştur. Ancak kütüphanelerin neredeyse artık kimselerin uğramadığı eski kayıtların olduğu bölümünlerde bazı bilgiler vardır.

Benim görüşüme göre teknolojik toplumdan bir genç, toplumun nasıl böyle saldırgan, şiddet yanlısı hale geldiğini merak eder ve bir şeylerin ters gittiğini, eğer düzeltilmezse ait olduğu toplumun bir süre sonra yok olacağını ön görür. İlk olarak tanıdıklarına durumu anlatır ama kimse inanmaz. En yakın arkadaşlarının saldırısına uğrar. Ama yılmaz ve bir süre sonra sayıca çok az bile olsa kendisi gibi düşünenlerle bir araya gelmiştir artık. Sanki bunların genleri değişime uğramamış gibidir. Ancak kendilerine yapılan saldırılar karşısında savunma amaçlı olarak şiddete başvururlar.
Bu küçük grup araştırmalara başlar ve terkedilmiş, harabe bir devlet binasında bazı belgeler bulurlar. İlk yaşadıkları şoktan sonra bir plan yaparlar. İlk yapmaları gereken içinde yaşadıkları şehirden bir çıkış yolu bulmaktır. Bir taraftan hazırlıklar sürerken diğer taraftan yeni bilgilere ulaşırlar. Buldukları her bilgi bunların kafasında çeşitli sorular oluşturur. Derken zaman gelir ve yolculuk başlar. Ancak şehirden çıkış umduklarından daha zor olacaktır....

Uzun süren bir yolculuktan sonra ilk yerleşim yerine varırlar fakat terkedilmiştir. Daha da kötüsü geride kalanlar artık bir harabedir. İşlerine yarar bişeyler ararlar....
....
....
....
En sonunda küçük bir yerleşim yerine gelirler. Burada bir şok daha yaşarlar. Kendi şehirlerinde buldukları belgelerdekine benzeyen yapılar, araçlar... Birileri yaşamaktadır ama henüz kimseler yoktur.
Ve ilk karşılaşma.... Vardıkları yer ufak bir köydür ve karşılarına çıkan yaşlı bir adamdır. Şaşkın bakışlarla geçen bir zaman, ne yapacaklarına dair en ufak bir planları dahi yoktur o anda... Alışkanlık olarak savunma durmuna geçerler. Çünkü karşılarında gördükleri kişi tamamen farklıdır. Yüzü, kıyafetleri, hareketleri vs.. bilmedikleri bir yerde ilk karşılaşma...

Yaşlı adamın bağırarak kaçmaya başlar. Adamın sesini duyanlar gelir. Adam birşeyler söylemeye çalışmakta fakat kimse birşey anlamamaktadır. Doğuştan konuşma yeteneği olmayan bir ihtiyardır. Bu arada bizimkiler köyün içine doğru yürümeye başlamışlardır. Karşılarına köylüler çıkar....
Bağırmalar, çağırmalar derken ortalık sakinleşir ve ilk konuşmalar başlar.
.....
Kahramanlarımız geldikleri yeri, ait oldukları toplumu anlatırlar. Sorunlardan ve çözüm önerilerinden bahsederler. Bu arada diğer yerleşim bölgelerinde haberler çoktan yayılmıştır. Kahramanlarımız yanlarında getirdikleri görüntü cihazlarlarıyla yaşadıkları yerleri göstermektedirler. İsimleri çoktan "Yabancılar" olmuştur. Kararlar alınır, projeler üretilir. Söylenceler, rivayetler, kayıtlar araştırılır ve her iki tarafın bilgileri toplanıp düzenlenir ve anlatılanların benzer olduğu görülür.
.....
Ne olursa olsun saldırgan ve dışarıya kapalı toplumun bir şekilde ıslah edilmesi gerekmektedir.
Alınan kararlardan biri mümkün olduğu kadar çok insanın kahramanlarımızla beraber geri gitmesi ve oradaki toplumla karışarak sakin ve huzurlu bir toplumun temellerinin atılmasıdır. Ancak uyum sorunları olacaktır ve ilk başlarda can kayıpları yaşanacaktır.
Diğer seçenek ise sağlıklı insanlardan oluşan bir grup insanla beraber kahramanlarımızın geri dönmesi ve orada yeni genetik çalışmalar (gen transferi) yaparak toplumun bozulan gen yapısını düzeltilmesidir.
...
...
İşte böyle..

Kullanıcı profilini gör http://yenidunyalarda.zforum.biz

5 Eleştiri mutabakat ve devam... Bir Cuma 05 Ekim 2007, 20:11

kenvolo


Moderator
Moderator
Selam… Yazını dikkatlice okudum… Başlattığımız bu fikir paylaşımının aslında bizler arasındaki yaklaşım ve bakış açıları farklarını da çok iyi gözler önüne serdiğini düşünüyorum…İzninle de önce bu yaklaşım farklarını vurgulamak istiyorum…
1- Öncelikle bu yazının ilk kısımlarında felaketin çok beklendik bir yerden gelmesi…sanki metal fırtınadan çıkmış yada metal fırtına buradan çıkmış gibi gözüküyor…neyse sanırım okuyucuya tanıdık bir başlangıç vermek istiyorsun…
2- Büyük savaş sonrası insan nüfusunun %80 i yok olmasından sonra tarım toplumu oluşturacak şartlar mümkün mü? Radyasyon mutasyon vb…
3- Savaştan sonra hayatta kalanlar ve liderleri savaşları sona erdirmek ve örnek toplum oluşturmaya çalışmayı nasıl isteyebilsinler ki? Olsa olsa liderler kalan (varsa tabii) kaynakları kullanma, ele geçirme peşinde koşması gerekmiyor mu? Yok eğer sen dersen hayır onlar bunda kararlılar dersen bu liderlerin varlıklarını ve gelişmelerini sürdürme konusunda hiçbir zorlukla karşılaşmadıklarını varsayabiliriz(teknoloji ile veya büyü ile )…ancak böylece savaşları durdurmak mantıklı olmaz mı?
4- Büyük savaş tabiî ki acılarla dolu olacak ama varlığını sürdürmek için gerekli kaynakları sömürmek arzusundan daha kuvvetli olamayacaktır…öyle değil mi? Hele hayatta kalmayı başarabilmiş az sayıda insan için…bunun için savaş sonrası dünyası için daha iyi bir yaklaşım gerekiyor…
5- Eğer diyelim savaşları sona erdirmek isteyen insanlar ve bunu mümkün kılan şartların var olduğunu varsayalım… Genetik değişiklikler istenmesi ve karşıt görüşler ortaya çıkması ve çatışmaları konusu… bu durumda da bu karşıt görüşler arasındaki çatışmalar var olan o andaki toplum düzeni tarafından zaten elimine edilecektir. Çünkü insan nüfuzunun %80 i az daha yok olmaktan zaten zor kurtulmuş bir toplum üyeleri söz konusu…eğer dünya üzerindeki toplum liderleri genetik değişiklik istemişlerse yada konusu bahis olmuşsa o zamanda karşıt görüşler ancak mantıklı bir şekilde mücadele edebilirler çünkü zaten derslerini almışlardır…hasılı herkes kendi yoluna gitmesi ve kavga etmemeleri daha mantıklı olur…daha sonra birbirlerini tanımaları veya mücadele etmeleri çok daha iyidir bence…
6- Farkı topluluklar birbirlerinden nerelere kaçacaklar veya saklanacaklardır…hele teknolojik toplum bunu nasıl başaracaktır…tarım toplumu bu denklem de(nefret ederim bu terimden) fazla önemli olmasada bu aşamada yinede onlarda bu kadar uzak kalamazlar bu dünyamızda…. Kısaca mekan sorunu var ciddi bir biçimde…Eğer bu toplumlar içlerine kapanmış toplumlarsa o zaman kendi kendilerine yeterli olmalılar..vede barışık…robotları olanların teknolojik olanların olsa olsa pısırıklık veya bireylerin aşırı davranışları ile ilgili sorunları olsa gerek öğle değil mi? Yoksa gelişememiş kendi kendine yeterli olamamış yada kaynaklar peşinde koşmaktan başka çareleri olmayan insanlar olmazlar mı? Büyük savaştan önceki ataları gibi öğle değil mi?
7- Şiddet toplumda kanıksanmışsa böyle toplum başkaları ile de diyalog kurmasıda biraz garip…Hele saldırgan ve dışa kapalı toplum…bunu bilemiyorum… Very Happy
Daha fazlasıda olabilir ama aslında gereksizde eleştiri içinde… Neyse tasarım konusuna dönüp daha mantıklı davranalım derim…
Büyük savaş sonrası kalan topluluklar bir müddet birbirleri ile irtabata geçememiş olsun vede teknolojik olarakta savaşan atalarından geri kalmış olsunlar…fakat zamanla kendileride var oldukları bölgelerde kalkınarak belirli bir seviyede gelişme sağladıktan sonra kapalı toplum modelinden ve kendilerini kısıtlayan (ekolojik veya başka sorunlardan) sıkıntılarından kurtulduktan sonra etrafı araştırma girişiminde bulunsunlar..tabii hepsi aynı anda değil ama benzer bir süreçte…sonra birbirlerini bulduklarında ise tabi önce bir toplum diğerini bulur engelleri yıkar(bu bir maceradır başlı başına ekler yapabilirim sonra kafamda çok şeyler uçuşuyor) sonrada birleşerek diğerlerini de kendilerine katmaya(Konyalıyım napiiimm) birleşmeye ve bu çerçevede de senin bahsettiğin genetik düzenlemelerin nedeni olan tartışmalara giden yol açılmış olmalı bence…gelelim tarım toplumuna… bu hayatta kalanlardan mutasyona uğramış bitkiler ile tarım yapan yada bir miktar teknoloji ile tarım yapabilen insanlar olmalılar..daha sonra genetik düzenlemeler ile bu grup ayrılmalı(tarım toplumu)…
Neyse değişiklik yapıldıktan ve herkes kendi yoluna gittikten sonra meydana çıkan gelişmeler toplumları birbirlerine yaklaştırmalı diye düşünüyorum….tabiki sorunlar olmalı ve hikaye anlatılmalı ama sonuçta birbirlerine bağlanmalı ve savaş öncesi durumu aşmalılar teknoloji ve anlayış bakımından tabiî kiii….Mutlu son… aslında buraya kadarki kısımları senin fikrini aldıktan ve revize ettikten sonra geliştirmek isterim yada paylaşmak….eleştirmelisin beni..benim seni yaptığım gibi…bekliyorum…Ayrıca maceraları ve gelişen süreçleri seninle ana hatlarda aramızda mutabakat sağlandıktan sonra geliştirmek isterim…

Kullanıcı profilini gör

6 Geri: Evren tasarımları.... Bir C.tesi 06 Ekim 2007, 01:22

SUNBAE

avatar
Admin
selamlar...

Aslında yazımda tutarsızlık ve mantık hatalarının olduğunun farkındayım. Adeta bir konunun özetinin özeti gibi oldu. Yazıyı iki gün içinde parça parça yazdım ve atladığım yerler olduğundan eminim.
7 maddelik yazını okuduktan sonra gerçekten bazı konuları es geçmişim. Ayrıntıları düşündükçe mantık hataları ortaya çıkıyor. Ayrıca dediğin gibi tasarım konusunda daha mantıklı davranmak lazım.

Mademki beraberce birşeyler yapmaya başladık öncelikle bir konu belirlemek lazım. İlk tasarımı bir kenara bırakalım ve daha sade bir tasarım yapalım.

Benim ilk aklıma gelen -daha önce iş yerinde aklıma gelmişti- mesela yüzölçümü yönünden orta büyüklükte bir şehirde yaşayan ve yaşadıkları şehirden sıkılan veya araştırmaya meraklı bir veya birkaç gencin (öğrencinin) macera olsun diye şehir dışına çıkmaya çalışmaları ve bir başka şehri bulmaları gelmişti. Konu olarak "Şehir ve Yıldızlar" a veya "Kara Güneş" e benzemekle beraber benim hikayemde şehirden çıkış zamanında birileri tarafından yasaklanmış ve yıllar boyunca şehrin dışıyla ilgili çeşitli korkular insanların bilinç altına işlenmiş durumdaydı.

Ben Isparta-Yalvaç'lıyım (ciddiyim) ve bu tasarımı kendimize uyarlayalım. Şimdi bir nedenden dolayı Isparta ile Konya arasındaki bağlantının kopartıldığını varsayalım ve zaman içinde Konya diye bir şehrin olduğu unutulsun. Isparta-Konya arası yolların ise artık tamamen kaybolduğunu (mesela Akşehir Beli) her tarafta geçit vermez dağlar bulunduğunu ve muhtemel geçiş yollarının ise giriş-çıkış ihtimali yönünden çeşitli yöntemlerle (otomatik devriye gezen robotlar, yüksek duvarlar, yaklaşıldığı takdirde insana zarar verebilecek elektromanyetik alanlar, ses tuzakları vs...) korunduğunu düşünelim. Şehrin dış kesimi tamamen tarım alanları için ayrılmış olsun ve üretim tamamen robotlar tarafından yapılıyor olsun. Sadece görevli/yetkili olanların girebildiği bu tarım alanları normal insanlara kapalı olup yaklaşılması tehlikeli olsun (Sonu ölüm veya ciddi yaralanmalar, sakatlanmalar olabilir ve bu konuda çeşitli haberler, söylentiler olsun)

Hikayenin kahramanı ben olayım ve meraktan dolayı şehir dışını öğrenmek istediğimi kabul edelim. Herkese tek şehir olarak Isparta'nın olduğu öğretilen bir eğitim sisteminde bir şeylerin yanlış, eksik olduğu hissine kapılıyorum ve araştırmalara başlıyorum.
Diğer şehirleri bilen nesillerden artık kimse yaşamamaktadır, ama ben bir şekilde bazı bilgilere ulaşıyorum.
Merak duygusu ağır basıyor ve maceraya atılmak için can atıyorum. Önce şehirle ilgili ne var ne yok öğreniyorum. İnsanların yaşadığı bir bölge var. Bu bölgenin etrafında tarım alanları, ormanlar ve en dışta sıra dağlar var. Dağlar o kadar uzaktaki ancak silüet olarak seçilebiliyor.

Hikayenin ana konusu bu ve mekan ise belli. İlk tasarıma göre daha mantıklı ve olaylar birbirini izleyecektir. Bir veya bir kaç kişi etrafında gelişen ve teknolojininde olduğu bir hikayedir. Önceki tasarıma göre nükleer felaket ve savaş sonuçları, iki ayrı toplum vs.. gibi konulara dalmayıp belli bir altyapısı olan bir mekandan başlayacağız.

Isparta'dan ayrılıp Konya olduğunu sonradan öğreneceğim bir şehre vardığımda mutlu son olacak.

Kullanıcı profilini gör http://yenidunyalarda.zforum.biz

7 devam 2 Bir C.tesi 06 Ekim 2007, 21:55

kenvolo


Moderator
Moderator
Selam….
Şimdi orta büyüklükte bir şehir ve insanlarının dışarıya çıkılmasını engelleyen engellerle kıstırıldığı ama yinede bunu irdelemek isteyenlerin bir yolunu bulup dışarı kaçabileceği bir evrende nasıl bunu gerçekleştirebileceğimizi bir düşünelim anladım..senin bir fantezin olduğunu ve bunu sorgulamayacağımı bilmeni isterim…
Şimdi bu hikayenin temellerini atalım diye düşünüyorum…
Gelecekte medeniyet zor günler geçirmiş ve insanlar artık şehir boyutlarında alanlarda yaşamayı tercih etmişler… Buna gezegen çapındaki biyolojik ve tıbbi sorunların sebep olduğunu var sayabiliriz… Bu sorunlar insanları bu küçük topluluklarda yaşamaya zorlamış olmalı…Bu sebepler şehirleri kendi küçük evrenlerine yöneltsin…ve tabii içinde yaşayan zavallıları…Ve sende bu çok hareketli ama sınırları kısıtlı evrenden sıkılıyorsun.buda çok normal kim sıkılmaz ki? Şimdi bu evren sana dışarı çıkmak için gerekli koşulları bırakıyorsa(istemeyerek tabii) şehir ve yıldızlardaki gibi bir amacı olarak veya sadece kendine duyduğu aşırı güven ve tedbirsizlik nedeniyle olmalı diye düşünüyorum…Bu da sana bir şans verir…Tıpkı şehir ve yıldızlardaki gibi…Hades bu hikaye çok tanıdık geliyor…Bunun(milyarlarca değil yüzlerce yıl sonraya) yakın geleceğe uyarlanmış versiyonu gibi duruyor bence…Aslında ilk versiyonumuz daha iyi idi…Büyük savaş bize iyi bir başlangıç veriyor, aslında bir önceki versiyon daha çok açılım sunuyor bize…benim göz önümüzde tutmamız gerektiğini düşündüğüm bazı noktalar var..bunları şöyle sıralamak istiyorum..
1- İnsanlar düşünce ve bakış açıları bakımından gelecekte belirli bir ayırım yaşamalı ve farklı karakterli toplumlara bölünmeli..aslında dünyamızda şu an yaşadığımız farklı toplumlar gibi ama bu bizimkisi teknolojik farklar neticesinde daha da yüzeye çıksın…Ve potansiyel çok yüksek bir düzeyde işlensin..mesela bir toplum genetik ve deneylerinde ilerlemiş olsun bu toplum bireysel özgürlüklere de düşkün ama risk almayı kişilere bırakacak kadarda olgun olsun…buradaki gerçeklerden sapmayı minumuma düşürmek ama yinede bir farklı açılım yakalamak için dünyada yaşanan bir dönüşümün temel attığı ki buda bilgi toplumu ve bireylerin kendi istekleri doğrultusunda düşüncelerini temsil eden yerlere bir anlamda hicret etmesi neticesinde olsun…Ve senin şehirlerinin temeli de böylelikle atılmış olsun…
Diğer toplum mesela katı toplum kuralları olan ama yüksek teknolojili bir toplum olsun…bu konuda çok çeşitli toplumlar olmasını isterim..birbirlerine yakın olsalar bile yinede bazı önemli farkları olan toplumlar…Tabii bu toplumlar birbirlerinden izole bir halde yada yalıtılmış bir halde(daha soft bir şekilde)(yada insanlık tarihinde devletler çağı öncesi şehirler çağında olduğu gibi)ama birbirlerine geçişi kişiler bazında daha zor olan bir evren..aslında bu farklı toplumların savaşmamaları için merkezi bir denetime ihtiyaç gerekiyor..buda senin dev dağlar ve robotlar ve süper engellerinin yerini merkezi otoriteye bırakması demek galiba..ama yinede bu idare kötüye kullandığı sorumluluğu ile bize hikaye çıkartacak malzeme bırakması iyi olur diye düşünüyorum…Aslında kahramanımız yani sen bu gidişatı anlayarak buna dur diyecek kişi olmalısın diye düşünüyorum..yani bir yerden bir yere giderek farklı toplumları karşılaştırmak tan daha fazla misyonun olması gerek diye düşünüyorum…
Yani birkaç kişi etrafında gelişen bir hikaye ama hikayenin geliştiği evrenin koşullarının yukarıdaki belirttiğim ortam şartları içerisinde olması gerektiğini düşünüyorum..
2-Tabi bide sonuçlar konusu var, sen bu farklı toplumları etik olacak bir biçimde birleştirmelisin. Aslında senin bu farklı toplumlar ve sahip oldukları kendi radikal deneyimleri ile elde ettikleri önemli bilgileri anlayarak bunları tüm insanlığın yararına kullanacak bir şekilde örgütlemen yada bu yola girecek şekilde manüple etmen gerekir diye düşünüyorum…Aslında bu hiçte zor değil…insanlar buna aç olmalılar bu kaçınılmaz bir durum bence…sen bu farkların ve elde edilen deneyimlerin aslında ne kadar büyük bir potansiyele gebe olduğunu ilk fark eden de olmamalısın ve düşmanlarında olmalı…onlar bunu kendi yararlarına kullanmayı sen ise tüm insanlığı düşünmelisin…bu doğrultuda merkezi otorite nötr ama farklı toplumlardaki aşırı istekliler senin düşmanların olmalı…hepsi değil..ve merkezi otoritede de çıkar ortakları olmalı…seninde destekçilerin..ve bu doğrultuda çabaların sonuç vermeli bir çok farkı toplum ziyaretleri ve bunları anlamak iyi işlenmeli…ve sonuç olarak değişmeye başlayan dünyanın önüne yeni hedeflerde koyabilmelisin bu bence insanların bu değişimler öncesi zamanı anlamalarını ve bu yalıtılmışlığın sebebini anlamalılar diye düşünüyorum…bunu tahmin ediyorsundur..sonuçta insanlığın önüne yıldızlara ulaşmayı koymalısın bu bence insanlığın uzun yolculuğunda bir durak olmalı diye düşünüyorum…senin baş kahramanı olduğun bu hikayede 
Galiba bu kadar basit bir hikayeden neler uyduruyor olduğuma şaşırıyor olmalısın..ama böyle olmalı bence bu konuda da çok ciddiyim..
Yoksa sadece aşılması zor engelleri aşan bu insanlar bir şehirden diğerine ulaşmasını konu alan ve tanımalarını ve de savaşlarını konu alan hikaye tozlu raflara mahkum..herkesi etkileyecek kadar geniş ve o kadarda yeni düşünce açılımları getirmeli diye düşünüyorum..insanları mutant olan bir toplum ile ileri robot teknolijisine sahip bir uygarlığın haklılık ve çıkar peşinde koşan insanları ile senin dahil olduğun daha dengeli bir toplumun mücadeleleri çok tarafı olan bir hikaye olmalı..çok taraf iki anlamda da görüşler kadar çıkar guruplarını da içermeli..toplumları yani..hepsini …
SONUÇ…
Yukarıda yazdıklarım hikayenin başlangıcında var olan şartlar olmalı hikayemiz bu şartlar içinde başlamalı diye düşünüyorum..yani bunları anlatmak yerine hikaye içerisinde okuyucu tarafından anlaşılsın..akledilsin yani.. tabii hikayedeki taraflardan birindeki kahraman sen iken diğeri mutant bir kız olmalı diye düşünüyorum..sen toplumundaki katı tutumu eleştiren biri olup ama bunu belli edemeyen birsin kendi başına iş açacak olayları fark edip yaparak yani dışarıyı araştırmaya başlayarak olayları başlatırsın…sonra gelişmeler başlar..burada kara güneşten farklı olarak görevin bunu gerektirebilir sen bir istihbaratçısındır..Görevini iyide yaparsın ama sorunları görebilme yeteneğini de okuyucu ile de bolca paylaşırsın..ve böylece yapılacak olanları anlamaya başlarsın..görevini paravan olarak kullanırsın bir devrimi başlatırsın demiyorum ama bir değişimi tetiklersin…bunu merkezi otoriteyi mecbur bırakarak yaparsın..eklemelerin varsa yazmalısın..anlamalısın sadece farklı toplumların karşılaşmasını yazmak bilimkurgu değil farklı seviyeler kadar anlayışları da yansıtmalıyız ki bir farkımız olsun…fark yaratabilmek çok önemli bence…mutantlar gelişen bir kavram teknoloji hele nanitler ve robotlar çok önde bu konular iyi işlenmeli..yoksa sadece karşılaşma tanıma savaş çok fantastik e kaçar kurgu yönü değil bilim de içermeli çalışmamız..ben mutant toplumunu ve sorunlarını bakış açısını tüm diğer toplumları ve bakış açılarını yazabilirim..kaba taslak gelişmeler mutabakatı tamamlanınca detayları yazabilirim hemde fazlası ile..unutma tüm başarılı hitler detayları ile insanları önce etkilemiştir…hehee..mantıklı yapabilirim hiç sorun olmaz bu konular(uğradığın toplumlardaki yaşadıklarını bile yazabilirim)…ama sorun yazım işi (toparlama işi)(sıralama)bunu sen üstlenirsen çok sevinirim.. olmasını istediğin ilaveler varsa bir taslak hazırlayabilirim ön taslak tabii..senin önerilerini alarak geliştirebilirim..ilaveler veya çıkarımlar yaparız sonra..neyse ben çok gelişmiş toplumları tasarlamayi sevdiğim için bu biraz basit olacaktır ama bu nasılsa bir başlangıç değil mi? Lütfen tüm yazımı dikkatlice okursan ayrıntıları atlamadan bir çok olası soruna cevabımın yazılı olduğunu göreceksin..tüm yazım bir gelişim süreci ile aktığı için son kısımları nihayidir…cevabını lütfen aceleye getirme….

Kullanıcı profilini gör

8 Geri: Evren tasarımları.... Bir Paz 07 Ekim 2007, 20:56

SUNBAE

avatar
Admin
Selam

Yazını bir kaç kez okudum ve bahsettiğin farklılıklar akla yatkın. Ancak bazı bilgilere ihtiyaç var.
Her iki toplum da teknoloji kullanıyor ama birisi genetik ve deneylerinde ilerlemiş. Diğer toplum ise anladığım kadarıyla daha yüksek bir teknolojiye sahip ama daha net bilgi lazım. Mesela teknolojisi hangi alanda ilerlemiş?. Bu iki toplum arasındaki farklar neler? Robotlar, otomatik ve makineleşmiş bir hayat vs..
Bu iki toplumun savaşmalarını engelleyen güç veya merkezi otorite bu toplumlardan bağımsız daha üst bir toplum mu? Yoksa her iki toplumun seçilmiş kişilerinden mi meydana gelmiş? Savaşmalarını engelleyen durumlar toplumların yönetim kesimlerine yerleştirilmiş kişilerce mi sağlanıyor yoksa şehirden çıkışlar fiziki engellerden oluştuğu için mi bu iki toplumun karşılaşmaları mümkün olmuyor vs..

Diğer yandan her iki toplumda da yönetimden memnun olmayan kesimler ve/veya yönetimi kendi çıkarları için kullanan grupların olması hikayede daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.

Görünüşe göre hikayemizin konusu belli oldu ve detaylar üzerinde biraz daha durmak lazım diye düşünüyorum. Mesela her iki toplumun yaşam alanları nasıl olabilir? Genetik alanda ilerlemiş toplum doğal hayatla içi içe olmasına karşın diğeri daha çok teknolojiye bağımlı olabilir. Mekanlar ise birinde geniş alana yayılmış diğerinde çok yüksek katlı binalar olabilir. Ulaşım birinde toplu taşıma aracı ile yapılırken diğerinde bireysel hava taşıtlarıyla yapılmaktadır.

Ayrıntılara girdikçe toplumun karakteristik özellikleride kendini belli olacaktır diye düşünüyorum.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar.
Görüşmek üzere

Kullanıcı profilini gör http://yenidunyalarda.zforum.biz

9 Merkezi otorite tarihi…Başlangıç1 Bir Çarş. 10 Ekim 2007, 12:01

kenvolo


Moderator
Moderator
Selam…Merkezi otorite tarihi…Başlangıç1
Her şey dünya genelindeki genel çalışma temposu içerisinde kendiliğinden ortaya çıkan ama ilk başta maiyeti anlaşılamayan bir durum olan tatminsizlik ve sıkıntıdan doğmuştu. Başlangıçta yetenekli bir gurup insan gayet masumane bir biçimde bir araya geldikleri sanal ortamlarda düşüncelerini paylaşıyorlardı. Ama zamanla çeşitli bahanelerle kontrol edilmeye çalışmalarına verdikleri tepki ile dikkatleri üzerlerine çekmeleriyle başlayan zıtlaşma bu insanları radikal noktalara itmiştir.
Dünya genelinde bilgi paylaşımının kolaylaşması ile bunu kendi çıkarları için kullanan devlet şirket ve şahıslara karşı düzensiz olarak başlayan ama zamanla baskı ile doğru orantılı artan ve gelişen başkaldırı, belirli bir seviyeden sonra çok iyi organize olmuş, bu mücadelenin arayüzü olan gelişmekte olan iletişim sistemi nedeniylede çok iyi gizlenmeyi başarmıştı. Sonradan da ortaya çıktığı gibi direnişin önderleri teknolojiyi en iyi geliştiren bağımsız çalışanlardı. Aralarında sadece dolaylı bir iletişim vardı. Ve mantık konusunda çok yeteneklilerdi. Bu insanlar direnişlerini son derece başarılı bir şekilde yayarak piramidin yüksek kademelerine kadar yükseltecek ve bir gün toplumun elitleri arasında kendilerine son derece sağlam bir yer bile edineceklerdi. Bu aşamada bile toplum tarafından düşman ad edilmiyordu bu insanlar. Dünya genelinde başlayan bilgi toplumu kavramını daha da ötelere götürerek ve de geliştirilen bilginin sermaye bağlantılarına takılmadan kullanılmasını istemeleriyle artık dünya için bir düşman ilan edildiler. Sermayenin değeri olan zenginlikler arası fark kavramını sermayeye karşı kullanarak giriştikleri kamuoyu savaşını da başarı ile kazanıp kendilerine atılan çamurlardan da kurtulmaları ile önceleri yüksek kademelerde olmasa da toplum genelinde saygın bile denebilecek bir yer edinmeyi başardılar.Yöneticileri gerçek birer dahi olan bu insanlar zamanla toplumu kazandılar. Bilgi toplumun doğasını iyi kavrayan bu insanlar geleneksel yöntemleri de bakışları da elimine etmeyi başardılar.Bazıları sonradan sermaye ile anlaşmalarını kuşkulu bulsalar da bu aşamadan sonra her şey çok daha kolay olmuştu.Zamanla bu insanlar dünya genelinde başlatılan ”sorunları çözün” baskısından ve tuzağından akıllıca manevralarla kurtularak gelenekselcileri anlamadıkları ama kendilerinin çok iyi bildiği mecralarda boğmuşlar ve dünya genelinde başlattıkları politikalar ve sonunda da hükümetlerin fiili katılımları ile bir ütopyadan bir gerçekliğe dönüşen hayallerini resmi olarak inşa etmişlerdir.Buraya kadar ince detaylarını inşa ettiğim durumlar başlangıcın puslu sislerini kapsamaktadır.Aslında her şey yaşanırken doğru dürüst fark edilememiştir bile.Ancak şimdi aradan geçen bunca zamandan sonra dikkatlice bakıldığında daha net bir biçimde fark edilebilmektedir.Buna zamanla daha iyi anlaşılmış da denebilir.Böylece önceleri kaba ve yaptırımı olmayan ama zamanla tavsiyesi bir zorunluluğa dönüşen dünya çapında itibar sahibi bir global idareye doğru kayan bir yapı meydana gelmiştir.Buna çeşitli isimler yakıştırılsa da aslında en doğrusu merkezi kuruldur.Bu dünyadaki farklı teknolojik toplumları kontrol eden mekanizmanın ortaya çıkış ve gelişmesinin global hale gelmesinin tarihidir. Hades bu konular ve bölümler değiştirilebilir revize edilebilir veya silinebilir.Bu noktadan sonra ise bu mekanizmanın kullanılması ile yeni teknolojik toplumların filizlenmeye başladığı ve de geliştiği zamanların tarihini sonrada bu toplumların teknolojik özelliklerinden bahsetmek istiyorum..

Merkezi otorite tarihi…Başlangıç2
Merkezi kurul kendi yordamlarını ve sistemlerini geliştirerek dünyayı kendi istediği bir şekilde yönlendiriyordu. Ülkeler başlangıçta gayri resmi sonrada resmi olarak katıldıkları bu ortaklıkta hep fayda buldular. Sonunda dünyanın 3 de 2 si katılmıştı bu ortaklığa. Hepside modern olmak isteyen ileri görüşlü liderleri olan ülkelerdi. Ama birçok ülkede yarı bağlanmayı seçmişti. Merkezi otorite akıllıydı ve zorlama olmadan tam bağlanan ülkeleri ekonomiyle ödüllendirirken yarı bağımsızları ortak çıkarlar çerçevesinde yönlendiriyor iletişimi de kesmiyordu. Memnunlar memnun olmayanları etkiledi ve sonunda dünyanın 3 de 2 si merkezi otoriteye(katılım dünyasına)bağlandılar. Yeni dünya şekillenirken içeri, yarı içeri ve dış bölgeler olmak üzere dünya bugüne kadar görmediği bir garip ayrım yaşamaya başladı. Resmi sınırlar konusu ise yerel otorite bazında çok önemli kalmadı ve merkezi yönetiminde çok umrunda olmadı. Dahası bunu da bir araç olarak kullandılar ve ekonomik pasta alanında arguman olarak çok işe yaradıda. Zamanla başlayan refah ve özgür ifade(bu merkezi hükümetin doğuş sebebidir ve bunu her zaman vurgular)ile insanları arzuladıkları yerlerde iş ve yaşam kurmalarına müsaade etmiş ve insanların genelde (merkezi otoriteye tam bağlı yerlerde) zengin ve kendi kişisel görüşlerini yansıtan yerlere göç etmelerini teşvik etmiş ve sağlamıştır. Merkezi idare herkesi tek bir görüş etrafında değil farklı görüşler çevresinde görmek isteyerek bunu hep desteklemiştir. Bunu kullanmayı çok iyi bildiği içinde hep işine yaramıştırda. Merkezi idare(yönetimsel anlamda) içeride hızla gelişen bir teknoloji ve buna bağlı bir özerk yönetim şekli geliştirirken yarı içeri bölgelerde ekonomik ağırlıklı yönetim argumanları ile çıkar ortaklığı temelini esas almıştı. Dış bölgeleri ise bir sürgün ve korku aracı olarak nispeten yumuşakça kullanmıştır. Yarı iç ve dış bölgelere karışmayan ve hiçbir egemenlik istemeyen merkezi idare içine dönük gibi görünmektedir. Aslında kendi mentalitesini geliştirerek dışarıdan çok az bir saldırı şansı bırakan merkezi idare dış müdahaleleri en aza indirmek için kendi iç yapısını çok hızlı bir biçimde değiştirmeyi de destekledi. Zamanla bunu çok iyi başarmıştı ama kendi içinde teknoloji bazında çok farklı radikal yönetimlere izin vermişti. Bu gidişat merkezi hükümet içinde görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı ilk nokta olmuştu. Bazı yöneticiler buna karşı çıktı. Ama tehdit yani yarı içeri ve dış bölgeler bu farkları kendi çıkarları için kullanmaya başlamaları ile bu görüş ayrılığı geçici olarak devre dışı kaldı.
Merkezi kurul yönetimsel olarak ve yaşam sitili olarak da değişikliklere imzasını atmıştı. İnsanlar iç bölgelerde(içeride) “mega city” lerde yaşamaktaydı. Yarı içeri bölgelerde ise eski metropollerde ve şehirlerde yaşam devam ediyordu. Dışarı ise kendi idari ve ekonomik büyümesinin insafına bırakılmıştı. Dünyanın 3 de 2 sini kaplamasıyla merkezi idare yarı içeri bölgelerde bir boşaltma ve değişim başlatmıştı. Mega city lerin etrafında tarım alanları(uygun olan her yerde) ve yarı içeri bölgelerin olası tehdidine karşıda(siyasi politik ve en sonunda da terör olarak) belirli güvenlik önlemleri almaya başlamıştır.
Asıl olarak kendi içinde teknolojik uygulamalar bakımından da yönetimler bakımında da ayrılma bu mega city lerle özdeşleştirilmesiyle( burada kedi içindeki yerel teknolojik yönetimleri kastediyorum) merkezi idare kendi içindeki güçler ayrılığı ilkesini çok ciddi bir şekilde germişti. Daha önce teknolojik radikal yönetimlerin ortaya çıkmasıyla başlayan ayrılık bu noktada tekrar su yüzeyine çıkarak(biraz yukarıdaki satırlarda görüş ayrılıklarının ilk ortaya çıktığı nokta) düşünce bazında ilk kopmanın yaşanmasına sebep olmuştu. Kopanlar teknolojik radikal yönetimlere(ki bu radikal yönetimler mutan toplumu ve robotik toplum vb gibi..)karşı olan insan doğasını koruyarak normal gördükleri yaşam tarzını destekleyen insanlardan oluşan “doğal görüş” cülerdir. Radikal yaklaşımı reddedip merkezi kurulda ayrıcalık çıkarmışlardır. Daha sonra dna modifikasyonu ile kendilerini geliştiren mutant genom projelerine düşkün mutantlar daha da sonra nanoteknolojik robotlar vasıtasıyla yaşamlarını geliştiren Neonanitcilerdir. Merkezi kurulda hakim olan görüş bu radikal görüşlerin dışında kalan başlangıçtaki (yani yazımın başlarında yazdığım sıkıcı başlangıç dönemlerini anlatan kısımda vucut bulan temel düşüncelerin devamı)düşünce kalıplarına sadık kalan çoğunluktur. Aslında çok farklı teknolojik ve uygulaması olan bir çesit inivasyon topluluklarıda vardır merkezi yönetim içerisinde yaşayan. Ve genelde radikal çıkışlar yapmayarak, merkezi hükümetin geniş anlayışı çerçevesinde yaşamlarını sürdürürler.Bu ve bu gibi topluluklar genel görüşler çerçevesinde yaşamlarını sürdürürler.Bu genel görüşler başlangıçtan beri var olan katılımcı ve hoş gören, çeşitliliğe saygılı ve destek veren, bir tarafın diğerlerinden baskın olmasını istemeyen var olan dengenin devamlı korunmasını isteyen “dengeciler” dir.
Merkezi kurul başlangıçtaki çekirdek kadronun seçtiği ve toplumlar tarafından kabul edilen tanınan kişilerden müteşekkildir. Bazı gizli üyeleri de vardır ama bu lanse edilmez. Başlangıçta verilen mücadele zamalarında elde edilen deneyimlerin ve tecrübelerin ışığında alınmış bir karardır(yazımın başlangıcında “başlangıç1” saflık gibi görünen bazı fazla girdileri bu yüzden yazdım diyebiliriz). Ama mutantlar bu gizli üyeleri istememektedir.
Buraya kadar merkezi yönetimin genel tarihi ve merkezi kuruldaki siyasi yaklaşımları ele almaya çalıştım.Bundan sonra toplumların teknolojik seviyelerini ve yaşantılarını ayrıntıları ile yazmak istiyorum.asıl eğlendirici kısmı şimdi başlayacak benim açımdan. Ama önce senden özet çıkarmanı ve varsa kafana takılan konuları ve soruları sormanı istiyorum..bu özete bağlı olabilir yada olmayabilir..Çünkü senin anlama derinliğini merak ediyorum..Aslında çıkarttığın e-dergiler ile bir tahminim var ama gelişmelerin devamı yani yazımın derinliği ile ilgili olarak bazı yorumlarına ihtiyacım var.Sığ veya daha detay isteyebilirsin…
Lütfen tüm yazımı dikkatlice okursan çok memnun olurum..

Kullanıcı profilini gör

10 Merkezi otorite tarihi devam... Bir Cuma 12 Ekim 2007, 13:35

SUNBAE

avatar
Admin
Selam...

Öncelikle bayramını kutlarım.

Merkezi otorite tarihini okudum. Çok güzel bir giriş olmuş. Ancak yazının girişinde anlamadığım bir nokta var.

".......
Başlangıçta yetenekli bir gurup insan gayet masumane bir biçimde bir araya geldikleri sanal ortamlarda düşüncelerini paylaşıyorlardı.
Ama zamanla çeşitli bahanelerle kontrol edilmeye çalışmalarına verdikleri tepki ile dikkatleri üzerlerine çekmeleriyle başlayan zıtlaşma bu insanları radikal noktalara itmiştir.
........"

Anlamadığım nokta şu : Bu bir grup insan neyin kontroluna tepki veriyor ve kimlerle zıtlaşıyor? Kendi aralarında mı bir zıtlaşma var yoksa tepki verdikleri bir kontrol mekanizmasıyla mı zıtlaşıyor?

Bunun dışında kurgu mantıklı. Anladığım kadarıyla bilginin ticari, denetim ve / veya yönetim amacı olarak kullanılmasına karşılar.
Amaçları teknolojik toplumları bir arada tutmak / kontrol etmek gibi gözüküyor. Belki yanlış anlamış olabilirim.
....
Başlangıç 2 çok daha anlaşılır durumda. Oldukça kurnaz bir Merkezi Kurul ve bunun etrafında gelişen 3 bölge. Merkezi otoriteye tamamen bağlı "içeri", yarı bağlı "yarı içeri" ve bağımsız olan "dış" bölgeler.

Teknolojik yönetim açısından ortaya çıkan ilk görüş ayrılıkları ve ilk kutuplaşmalar...

1- Tamamen insanın doğal yaşam tarzını benimseyen "Doğal Görüşçüler"
2- Radikal bir grup olan ve Dna modifikasyonu ile kendilerini geliştiren mutant genom projelerine düşkün "Mutantlar"
3- Nanoteknolojik robotlar vasıtasıyla yaşamlarını geliştiren "Neonanitciler"
4- Bir tarafın diğerlerinden baskın olmasını istemeyen var olan dengenin devamlı korunmasını isteyen "Dengeciler"
5- Mutantlar'ın istemediği gizli üyeler.

Çıkarabildiğim özet bu ve tahminimce mücadele ilk üç grup arasında geçecek. Her grup "Dengeciler" i kendi taraflarına çekmeye çalışacak ve güçlenmek isteyecek. Ayrıca "Mutant" lar ile gizli üyeler arasında da mücadele olacak.

"Mutantlar" diğerlerinden daha farklı özelliklere sahip olmalılar. Mesela telepatik güçleri olabilir. Duyu özellikleri diğerlerinden daha gelişmiş olabilir. Ama diğer teknolojileri zayıf olabilir.

"Neonanitçiler" ise her işleri robotlar ve makinalar tarafından halledilen, oldukça yüksek teknolojiye sahip bir toplum olabilir.

"Doğal görüşçüler" ile "Dengeciler" in arasında fark çok az olmalı ve doğa ile iç içe bir alanda yaşamalılar.

Bu toplumlar bir birlerinden farklı alanlarda yaşamalılar. Ancak "Doğal görüşçüler" ile "Dengeciler" yaşam alanları konusunda kararsızım.
....

İlk aklıma gelenler bunlar.

Görüşmek üzere

Kullanıcı profilini gör http://yenidunyalarda.zforum.biz

11 Merkezi otorite tarihi son.. Bir C.tesi 13 Ekim 2007, 22:54

kenvolo


Moderator
Moderator
Selam… bende senin bayramını kutlarım…. 3. gününde de olsa…
“Başlangıçta yetenekli bir gurup insan gayet masumane bir biçimde bir araya geldikleri sanal ortamlarda düşüncelerini paylaşıyorlardı.
Ama zamanla çeşitli bahanelerle kontrol edilmeye çalışmalarına verdikleri tepki ile dikkatleri üzerlerine çekmeleriyle başlayan zıtlaşma bu insanları radikal noktalara itmiştir.”
Aslında bu başlangıç zamanlarına ait bir durum..Günümüz dünyasına bir atıf..Günümüzde başlayan güvenlik sorunlarının(nedenini tahmin etmelisin) başlattığı bir durum. Yetenekli kahramanlarımız kendilerinin izlendiğini ve etkilenmeye çalışıldıklarının tabii yönlendirilmeye çalışıldıklarının farkına varmalarını kastediyor. Buna verdikleri tepki geleceği şekillendiren olaylar zincirini tetikliyor tabii… Hikaye bu kısmı ile günümüz ile geleceği bağlayan bir zincir kazanmıştır. Kimlerin yönlendirdiği veya izlediği konusunu bilinçli olarak muğlak bıraktım. Aslında bu kısımlar ve diğer tarihi kısımların beraber yaptığımız bu çalışmada hikayemizin kahramanları arasında veya karakterleri arasında geçen konuşmalar ile okuyucuya tanıtılmalı diyorum..Geçmişte yaşanmış bu ve bunun gibi olaylar günümüzden(yani hikayenin geçtiği zamandan çok önceleri anlatır)Ve merkezi hükümetin doğum(ortaya çıkma) nedenlerini ve sancılarının yaşandığı ilk zamanları anlatır.Bu merkezi otoritenin farklı teknolojik seviyedeki ırkları kontrol edebilmesi için gerekli erdemli başlangıcı temsil eder(anlatır).
Bunun dışında kurgu mantıklı. Anladığım kadarıyla bilginin ticari, denetim ve / veya yönetim amacı olarak kullanılmasına karşılar.
Amaçları teknolojik toplumları bir arada tutmak / kontrol etmek gibi gözüküyor. Belki yanlış anlamış olabilirim.
Başlangıçta sadece özgür düşünce ve fikir alışverişini isteyen “başlangıç kahramanları” daha sonra kendilerini izleyen ve yönlendirmeye kalkışan iradelere karşı geliyorlar sadece tepkiden..sonra iş uzuyor.. İradeler diretiyor ve normal hackerler e karşı iyi olan yöntemler uzman olan “başlangıç kahramanlarına” etkisiz kalıyor.İradeler aşırı güç kullanıp bazı kahramanları aralarına sızdıkları casuslar vasıtasıyla yakalatıp öldürünce ipler kopuyor ve “başlangıç kahramanlarımız” bu iradelere karşı günümüze kadar gelen(tabii hikayenin geçtiği zamanı kastediyorum) ve sonunda kazandıkları savaşlarını başlatmalarına vesile oluyor.Aslında bu da göreceli bir şey.Mücadele ve savaş arasındaki fark ancak bugün buradan bakınca anlaşılabilmektedir.Bilginin ticari, denetim ve yönetim amacı ile kullanılmasına karşı olmaları sonradan kendiliğinden ortaya çıkan bir etki tepki durumudur.İradenin karşısına başlangıçta çıkardıkları bir şey değildir.İradeler ise bugünkü günümüz dünyası denetim mekanizmaları desek çok mantıklı davranmış oluruz..Umarım daha net açıklayabilmişimdir….bide (merkezi hükümetin)amaçları bu başlangıçtan günümüze kadar gelen süreçte mücadeleler arasında gelişiyor.Yani her şey başlangıçta planlanan bir şey değildi demek istiyorum..Ama sonuçta merkezi idare tüm dünyada farklı sağlam fikirlerin vucut bulmasını yani gerçekleşmesini destekleyen aslında teknolojik radikalleşmeyi korunmanın amacı olarak görüp bununla başlattığı sinerjiyi kendi lehine çeviren asıl amacı gelişmiş bir uygarlık hayalperesti insanlardır.Aslında romantik tiplerdir bile diyebiliriz..ama yetenekli tipler..hehee..

Gelelim doğal görüşçüler ile dengeciler arasındaki farklara. Aslında bu zaman ve mekan olarak bir fark içermektedir. Tüm merkezi kurul yek vücut iken ve dışarıdan gelen müdahaleyi en aza indirmek için kendi iç yapılarını hızlı bir şekilde değiştirmeye başlamalarıyla ortaya çıkan bir ayrımdı. Bu radikal yönetimleri yani merkezi idarenin kendi alt gruplarının (ki bunlar yerel teknolojik toplumlardır) ortaya çıkmasıyla ve merkezi kurul üyelerince desteklenmesiyle merkezi kurul içinde olan “doğal görüşçüler” ve onları destekleyenler (alt grup olmasa bile ve destekçileri azda olsa) yönetimdeki ağırlıklarını kaybetmişlerdir. Bu eski dünyanın düzeltilerek geri getirilmesinin de sonu olmuştur. Çünkü artık kimse eski dünya ve düzenini kaale almayacaktır. (yönetim bazında ve yaşantı bazında)Doğal görüşcüler merkezi kurulun gidişatını ilk protesto eden ve eski dünya ile bağlantısı olan son parçasıdır. Bu insanlar sahip oldukları tüm güç ve potansiyel ile “yarı içeri” bölgeye çekilmiştir.(burada insan yaşamını eski usullerle sürmesinide içermektedir yani teknolojinin insan yaşamında sınırlandırılması konusu)
Dengeciler ise ortaya çıkan yerel teknolojik toplumların merkezi kurulda etkinlik derecelerini korumalarını destekleyen alt grup dur.(merkezi idare alt grubudur.)Ama düşünce mentaliteleri dünyaya tek bir teknolojik radikal toplumun hakim olmasını istememektir. Yani çeşitliliği desteklemektir.
Buraya kadar genel tarih ve siyasi yaklaşımları detayları ile açıkladım.Şimdi teknolojik seviyeler ve ekonomik ilişkiler ve toplum yapılarını incelemek istiyorum..bugün den sonra bu konular üzerine gideceğim..

Kullanıcı profilini gör

12 Biraz Zaman rica ediyorum... Bir Salı 16 Ekim 2007, 09:03

kenvolo


Moderator
Moderator
Selam...youtube da nano tec. dersleri var...ilgilenirsen diye söylüyorum..Çok fazla girdi var..Çok fazla fikir var.ve şu ara biraz dağıldım kendimi toparlamaya çalışıyorum..en iyi kısmı geciktirdiğim içim özür dilerim...teknoloji, kahramanımız(yani sen olabilirsin tabii Very Happy ) sonra bide toplumsal yapılar var..kahramanın genel gelişim yapısı tamam.. teknoloji genel girdiler ve ilave zamanlama ile tamam..toplumsal yapılar teknolojik detaylarla alakalı olmalı diye düşünüyorum...Bu yüzden aceleye getirmek istemiyorum..bugüne kadar yazdığım yazılarım kadar seviye içermeli hatta aşmalı bile düşünüyorum....biraz zaman a ihtiyacım var...teşekkurler...

Kullanıcı profilini gör

13 Neonanitciler Giriş1 Bir Salı 16 Ekim 2007, 13:08

kenvolo


Moderator
Moderator
Evet işte başladık…Nano tec toplum…bu toplum ilk nesil 2. nesil ve son nesil olarak adlandırılmaktadır içinde ve genelde de…ilk nesil nano teknolojiyi anlamaya çalışan, temel bilimlere yeni girilmeye çalışıldığı zamanlarda genelde çok önemli görülen micro işlemci ve kimyasal işlemlerde kullanıldığı diğer uygulama alanlarının daha yeni keşfedildiği zamanları anlatır..böylece bu teknoloji ile yeni yeni alanların keşfi için gerekli sermaye sağlanmış olundu..eski dünyada bu gerekli hatta zorunlu idi de… zamanla merkezi kurulun dünya genelinde etkinlik arttırması ile değişim ve dönüşüm zamanları içerisinde ve dalgalanmalı yıllarda nano tec giderek önem kazanmaya başladı… her şeyi yeniden tanımlayan ve sınıflayan bu teknoloji ekonomik dalgalanmalarda da bir kurtarıcı değişen, dengeleri tamponlayarak stabil hale getiren bir etken olarak çok işe yaradı…Özellikle merkezi kurulun en zor zamanlarda enerji kıriz in de süper iletken(1.nesil) teknolojisini başarı ile kullanmasıyla son derece yararlı oldu..bu dengelerin başarı ile kurulmasında çok yardımcı oldu..Çünkü dünyadaki enerji ve ekonomi yapıları kuvvetli baskı altında kalmıştı “eski irade “ güdümünde…Merkezi kurul enerji sorunu nu ve ekonomik dalgalanmalarda ucuz enerji kadar artan enerji ihtiyacını artık bu katlanarak her zamanki tahminler ile kıyaslanamayacak bir şekilde olmak kaydı ile tabii kontrol altında tutmak kadar gelecek içinde füzyon konusuna girerek insanlık tarihinde hiç ihtiyaç duyulmayacak kadar olacağı tahmin edilen enerji sarfiyatını karşılamayı sağlayacak planların yapılmasını da sağlamış oldu….Merkezi kurulun kontrolünde olan mega city lerde enerji hiç olmadığı kadar fazla bir şekilde kullanılmaya başlamıştır…buna örnek vermek gerekirse şehirlerin ısıtılması çok iyi bir örnektir..tüm şehir in çevresindeki ve içindeki kuleler vasıtasıyla havadaki elektirik yükünün ısı yayacak şekilde microdalga(yada tesla kuleleri ile) ile ısıtılması en iyi örnektir… bu merkezi Anadolu city de başlayan ve diğer mega citylerde heyecanla istenilen ve bir çeşit medeniyet göstergesine dönüşen bir işarete dönüştü tıpkı eskinin kule ve binalarında olduğu gibi(Paris kulesi, empire state binası gibi)Kablosuz enerji nakli, kişisel insan yaşamında artan enerji ihtiyaçları insanların yaşam kalitesinin artması ile sonuçlandı..insan yaşamında elektirik ve elektirikli cihazlar daha fazla kullanılmaya başlamıştır..petrol ve karbon kökenli ürünler “eski irade” tarafından bir baskı aracı olarak kullanılması ile merkezi yönetim (önceki yerel devletler ve idareler bu konuda çok katı idi) elektirikli araçların ulaşımdan diğer tüm ihtiyaç sınıflarına tedarik etmesi ile ve bunu kötüleyen propagandaya bilgi çağı silahları ile karşılık vererek zoru başarabilmiş ve artık eski iradeyi etkisiz bırakacak çok önemli bir zafer kazanmıştır…Burada elektrikli cihazlar(kablosuzlar) birinci nesil olup daha 1.nesil süper iletkenler olmadan kullanılmaya başlanmıştır ilk örnekleri..ve merkezi kurulda temsil bakımından ileri teknolojik toplumların ancak temellerinin olduğu ama tek başlarına vucut bulamadığı(oluşmadığı) zamanlardır.
2. nesil teknolojilerin devreye girmesinden kısa bir süre sonra merkezi kurulda radikal teknoljik toplumların temsil edilmesi başlamıştır.Bu insanlar sahip oldukları teknolojilerin çok önemli olduğunu ve bunun için daha fazla kaynak ve ilgi alaka istemeleri ile radikalleşmeye başlamaları ve hades senin de istediğin gibi “doğal görüşcü”lerin bu esnada kendilerini yarı içeri bölgelere çekmesi ile ortada şaşıran “dengecileri” manuple etmeye çalışmasını da doğurmuştur.Teknolojinin baş döndürücü uygulamalarının 20. yüzyıl sonlarındaki ve 21.yüzyıl başlarındaki(bu biz oluyoruz) insanların kendileriyle ve yaşantıları ile kıyaslayamayacakları bir biçimde hatta tahayyül bile edemeyecekleri bir biçimde hızlı ve etkili bir biçime dönüştüğünü söylemek zorundayım..Nedenleri teknolojik toplumların detaylarında yatmakta ve jared diamond un işte bu noktada insanlık tarihinin evriminde insanlık kaçınılmaz bir biçimde dönüm noktasına girmiş ve çevrenin etkilerinin dışına çıkıp çevre etkilerinin oluşturduğu ve yazdığı hareket oryantasyonunu ve beklentilerini, insanlık kendi isteği ile değiştirdiği bir noktaya taşımıştır demelidir.. (hehee bence tabii.. haklı olduğuma da inanıyorum kesinlikle…)neyse sonunda bu seviyede insanlar yanlarında taşıdıkları küçük gelişmiş 1.nesil süper iletken araçlar vasıtasıyla yaşamlarında artan bir kalite ile ödüllendirilmiş sağlık sektörü, yaşam kalitesi ve sağlık kontrolü zorunluluğu ile insanları uzun sağlıklı ve olası kazalarda (sigortalı bir şekilde sosyal sistemin zorunlu tuttuğu) hayatta tutacak önlemler ile içinde yaşayanların canları pahasına koruyacakları ve sevecekleri bir topluluk olmaya getirmiştir.itmiştir…Bu noktada sağlık sektörü genelde doğal değil sentetik ilaçlara yakındır..bu önemlidir.yaşam değerli olduğu kadar içerdiği potansiyeli de taktir görür..kişiler yetenekleri doğrultusunda eğitim görmeye teşvik edilir..aslında tüm merkezi yönetimde bu esastırda.. neonanitçiler de ise bu fark nanitlerin vücutların da kalıcı olması ve insan yaşamının uzaması ödülü ile bu seferde diğer insanlar dan (toplumlardan) farklı olmanın yarışı olduğu kadar da üstün olduğu inancının temellerinin ve tohumlarının atıldığı dönem olması bakımından da önemlidir bence…kısaca biz farklıyız nidasıdır. Gizlicede biz üstünüz tabii der.. bütün bunlar 2. nesil süper iletkenlerin nano teknolojideki uygulamaları ile aynı zaman aralığına rastlar…iletişim kolay parasız ve tatmin edicidirde..tüm neonanitciler birbirlerinin çalışmalarına destek verirdi başlangıçta..sosyal sistem şehirlerdeki ısıtıcı enerji kuleleri(bay teslaya selamlar) kadar ,bu sistem taşınabilir cihazlara enerji vermesi ile sosyal sistem uygulamalarının en iyi şekilde uygulanıp yaşanmasını doğurmuştur..ama ilerleyen dönemlerde insanların uzun yaşam isteği kadar kişisel tatmin ve kendini yükseklerde görme arzularının etkisi ile bu sosyal sisteme karşı gelerek, yeteneklilerin az yeteneklilerden daha fazla etkisi olması arzusunu doğurmuştur…ve neonanitçiler kendi içlerinde ekonomi alanı dışında da farklı sesleri duymuşlardır..birde çok daha derin bir fark olan vucutlarını kısım kısım makineleştiren bir aşırı gurupta vardırki onlar gelecekte tüm insanlığın başına bir felaket değil de(hehee salla gitsin galactica yı) toptan yok oluşun önündeki en iyi çıkış olarak geleceklerdir…bir çeşit kurtarıcı olarak yaniii..(bu konuda gelişmiş toplumlar birbirlerinin gırtlağına sarıldıkları dönemde kahramanımızın(senin yani) tüm insanlığı kurtaracak bir biçimde müdehale edeceği önemli dönüm noktasını teşkil etmektedir..uzay a açılışın önce mars a 2. ama( kalıcı gidişin) sonra oradan güneş sistemine şöyle bakıp yıldızlar arası yeni hedeflere ulaşmak ile neticelenecek bir başlangıcı temsil eder…sen insanlığın farklı özelliklerini(yönlerini) en iyi biçimde analiz edip anlayıp, insanlığın birbirini yok etmeden onlara çıkış sunacak alternatifleri tasarlayacak kişisindirde..kahramanımızı bu şekilde hazırlıyorum…[sen neymişsin be abii aaa Very Happy ] umarım senin yazdığın kısımlara tatlı serzenişimi fazla görmezsin..kırdıysam belirt..düzeltirim tarzımı…arada hoş süprizler de lazım önce…
Şimdi gelelim teknolij kronolijisine…
Neonanitçiler varlıklarını ilan ettiklerinde insanlık 1.nesil nanoteknolojik devrimin sonuna ulaşıp 2.nesile girmiş bulunmaktaydı.Bu arada tarihsel gelişmeler merkezi hükümet ve taraftarlarını kıstırmış ve boğmak üzereydi..Tüm tec özelliklerine rağmen köşeye sıkışmışlardı.Bu dönemde tüm radikal toplumların ve diğerlerinin uzmanlarının katkısı ile enerji problemi üzerinde yapılan çalışmalarda nano teknoloji kökenli ama herkesin desteği ile başarılan 1. nesil süper iletkenler tam bir zaferdir..Hızla üretilen bu iletkenler ancak kıritik uygulamalarda kıritik safhalarda kullanılsa da temelde enerji sıkıntısına geçici(çünkü sonra daha büyük ihtiyaç doğurmuşlardır) bir çözüm olmuş ama asıl etkileri ikincil uygulama alanları olan insanların kullandıkları araçlarda verim artışı olarak kendini göstermiş..tam olgunlaşmamış 1. nesil süper iletkenler radikal toplumların gelişmesinde de çok önemli bir rol oynamış.Daha sonra 2. nesil süper iletkenler ile şehirlerin ısıtılması ve enerji ihtiyaçlarının ortak şebekeden karşılanabilmesi mümkün olabilmiştir.Ama önce bu görev 1.nesil süper iletkenlerle karşılanmıştır..
2. nesil nanoteknolojik devrim aslında nereden bakarsak bakalım birincisinden çok farklı toplumlar üzerine gelmiş yada toplumlarca yaşanmış ve kullanılmıştır…bu seviye farkı radikal teknolojik toplulukların daha da gelişerek kendi içlerinde daha da radikalleşmesi ile zirveye çıkmıştır.bu alandan bakınca 2. nesil nano tec. radikal toplumların kesin çizgilerle ayrışmasını yüzeye çıkartsa da gelecek için şartı var olabilmek içinde şarttı..Çünkü dışarının baskısı yani eski irade hala vardı…Bu iradenin en güçlü silahlarından olan dev şirketler hala sorun oluyorlardı..Çok zor zamanlardı..Ama 2. nesil nanitler ve sağlık uygulamaları eski iradenin en güçlü silahlarından olan serbest sermayenin şovalyeleri olan şirketleri ve onların sahiplerini en çok ta tek sahibi olanları satın aldı daha iyi ve sağlıklı uzun ömür ile..Bu eski iradenin artık yapamadığı bir şeydi..ilk uygulamalar deneklerin dışında bu insanlara yapıldı.sağlıklı yaşlılar nispeten gençleşmeleri ve dinçleşmeleriyle eski iradenin içerisinde casus gibi hareket edip “eski iradenin” kuyusunu kazmıştır.Bunun bedelini ise radikal toplumlar kendi içlerinde farklı ayrılıkçı seslerin daha da derinleşmesi ile ve sosyal sistemin kapitalist etkilerle dalgalanmasıyla ödemiştir…Başlangıç taki saf idealleri ve konan hayalleri korumak için ise merkezi kurul gizli üyelere başvurdu..Var olan görevlerine ilaveten birde başlangıçtaki ideallerini koruyacaklardı…bu insanların verimli mücadeleleri sonucunda kapitalist bakış sahibi olanlar ancak radikal derinleşmeye destek, birde aşırı giderek makineleşmeye dönüşecek akımlara yol açmıştır..yaşlı insanlar azimle ve inatla hayata tutunuyorlardı ve de başardılar..Zenginlikleri ,bundan öncekilerin aksine mezara girmiş ve kendilerini giderek artan bir biçimde makineye dönüştürmeye yaramış ve insan özelliklerinden feragat etmeleri karşılığında onlara uzun yeni bir hayat bahşetmiştir…Ne yazık ki bu insanlar kurtarmışlardır insanlığı kendi kendini yok etmekten…’.
2.nano teknoloji birincisinden boyut olarak daha küçük ve verimli olmasıyla artık insan vucudunun içine de girmeye başlamıştır(artık çok yaygınlaşmış )..Tüm uygulamalar otomatikleşmeye ve kolaylaşmış şekilde uygulanmaya yarıyordur…Boyut küçüklüğü geniş uygulama alanları yaratıyordu..İnsanlar kendi inşa ettikleri alanlarda(mega city lerde) yaşama kolaylıklarına alışmışlardır nanitler(ve tüm uygulama alanları ile) yardımıyla….Dışarı çıkışlar hayatlarını zorlaştırıyordu, bu bugünde olsa da aklı başında kimse böyle salakça bir şeye kalkışmaz..dıdaa eskiden.(kafamı sallayarak Surprised ..).Bu konuda daha çok söylenecek şey var.Ama zamanı gelince bunları yazmalıyım şu ana kadar bu kadarı yeter sanırsam…neonanitçiler bugün ise 3. nesil nanotec. uygulamalarına girmişlerdir.yani hikayenin geçtiği zamanda..Bu çok daha fazla potansiyel demektir…bekleyin… Laughing (arkası yarın…) Bu sefer neonanitçileri teknoloji tarihleri ve gelişimleri ile yazmaya çalıştım.
Kafana bir şey takılırsa sor lütfen… Asıl uygulama alanları olan ürünler bazındaki değerlendirmelerini ise hikaye kahramanımız olan senin hikayelerini yazarken geliştirmeliyim diye düşünüyorum şimdilik erken galiba… Smile .

Kullanıcı profilini gör

14 Geri: Evren tasarımları.... Bir Salı 16 Ekim 2007, 16:52

SUNBAE

avatar
Admin
Selam

Beklediğimden de güzel gelişiyor hikaye. Neonanitçilerin tarihi çok güzel olmuş. Ancak yazıyı gramer yönünden biraz elden geçirirsek fena olmaz. Her nekadar asıl hikayeden bağımsız bir ön bilgi olsa bile okuyucunun konuyu daha kolay kavrayabilmesi açısından iyi olur. (En azından yazıyı düzenleyip kendime arşivlerim. Çünkü giriş kısmı klasik girişlerden farklı.)

"Neonanitçiler" tarihinde ele aldığın teknik hem yeni hemde sürekli gelişmekte olan bir konu. Tesla'nın kulaklarını çınlatmak ise ayrı bir keyif. Enerji ihtiyacının nanoteknoloji ile karşılanması, kablosuz enerji nakli, havadaki elektrik yükleri ile şehrin ısıtılması kulağa hoş geliyor.
Nanoteknolojinin özellikle sağlık sektöründe kullanılması, bu teknolojinin gelecekteki uygulamalarına iyi bir örnek. (Bilim Teknik dergilerini karıştırayım. Nanoteknoloji hakkında dökümanları vardı. En son sayısınıda "Doku Mühendisliğinde Nanoteknoloji" ekini vermiş.)

Bu arada "jared diamond" kim?

Şu an için aklıma takılan bir şey yok. Herşey yerli yerinde gözüküyor.

Ancak hikayede geçecek olan kişi, mekan vs. gibi isimlerin Türkçe olması taraftarıyım. Mesela "Mega city" gibi isimler yerine Türkçesini kullanalım.

Kullanıcı profilini gör http://yenidunyalarda.zforum.biz

15 Mutantlar Giriş 1 Bir Salı 16 Ekim 2007, 18:32

kenvolo


Moderator
Moderator
Selam şimdide mutant toplumunu anlatmaya çalışacağım…Mutantlar nano teknolojinin gelişmesi öncesinde temelleri olan bir radikal topluluktur..Dna nin keşfinden beri bazı bilim adamlarının ortaya attığı üstün ırklar hayalinin bir sonucudur.Her ne kadar dna keşfinden önce de milyonlarca insanın hayatına maal olsada yinede bu kavramdan vazgeçilememiştir.Modifikasyonlar hep daha iyi amaçların ihtiyaçları ile düşünülmüş ama zaman ve insan hırsları bunları kendi çıkarcılığı ile yönlendirmiştir.Ama bizim bakışımıza göre mutantlar aslında bazı şirketlerin hata ve kasıt olduğu düşünülen illegal çalışmaları ile başlamıştır..kimse bunu ispatlayamamıştır ama eldeki veriler merkezi hükümet öncesi varlıklarını kesinleştirmiştir..Merkezi hükümetin ilk kuruluş yıllarında ve öncesinde mutantlar vardır.Ama bugünkü merkezi kurulun gizli üyelerine verdikleri sert muhalefet sebebiyle merkezi yönetimin ilk yıllarında dahil olmadıkları rahatça anlaşılabilmektedir…Mutantların “dahil” oldukları ilk yıllarda yükselen merkezi yaklaşımın kendi çıkarlarına yatkınlığını taktir etmeleri kaçınılmazdır.Gelişen olaylar mutantları artık kaçınılmaz bir biçimde merkezi yönetime yaklaştırmıştır..Çünkü “eski irade” mutantları da merkezi kurul ile aynı kefeye koymuş ve mutantlar ile merkezi yönetimin yolları kesişmiştir.Aslında olay buraya kadar mutantların kendilerini açık etmesine kadar tamamiyle gizli idi..merkezi kurul un mutantları eski iradenin ajanı olarak gördüğü söylenebilmektedirde.Aslında olmadıkları bugün ortaya çıkmıştırda.yada taraf değiştirmişlerdirde..bu bilinemez…neyse mutantlar 1.nanoteknolojik devirde fazla bir varlık gösterememiştirler…Ama 2.nanotec devirde ise kendilerini modifike etmiş ve göreve yönelik olarak “süper beyin” projelerinin sonucu olarak dahiler planlamışlardı.Bunun ne kadar başarılı olduğu ise süper iletken konusundaki yapılan çalışmalarda ortaya çıkmıştı..Yaratıcı projelerde pek başarılı olamasalar da varyasyonlar konusunda çok başarılı oldular..Şaşırtıcıdır ki bu konuda dengeciler çok yaratıcı oldular…Neonanitciler tüm projeyi yürütenler olarak tüm konuların içinde ana mimariyi üstlendiler..Tam bir takım çalışması meyvelerini vermişti..Böylece bu başarılı çalışmada mutantlar tam bir katılım ile tam güven kazanamadılar ama herkes tarafından kabul edildiler..Radikal tec toplumlar ortaya çıktıkça mutantlar daha çok kabul edilmeye başladılar..Mutantlar kendilerini hiç soyutlamadılar hep katılımcı oldular tüm projeler boyunca..Ta ki merkezi kuruldan “doğal görüşçüler” in ayrılmasına kadar…Daha sonraki dönemlerde nano teknolojik toplumun aşırı gelişmesi ile 2. plana düşmesi ve kuruldaki tartışmalar neticesinde daha agresif davranmıştır mutantlar…Bu zamanlarda mutantların kendilerini geliştirme programları maksimum seviyelere çıkarılmıştır..Gelişmelerin nanitler ile desteklendiği bugün anlaşılmıştır.Tüm var olan görüşler 2.nesil nanoteknoloji devriminden olabildiğince faydalanmıştır.Mutantlar içinde zamanla gelişmeye başlayan ve merkezi kurulun gizli üyelerince başlatılan merkezi kurul kökenli neomutantlar projesi(gizli olarak tabii) ve bunun çok dikkatli bir biçimde tüm merkezi kurulca desteklenmesi ile mutantlar gizli üyelere düşman kesilmişler ve bunu açıktan diplomatik olarak seslendirmişlerdir….Kuruldaki düşmanlık resmi bir halde değil ama gayri resmi olarak açık edilmiştir. Ve şu an aynı çatı altında kurul toplantılarında bulunmalarına rağmen gelecekte yollarının ayrılacağı kesin olarak görülmektedir..Tüm bu durumlar muantlar ile neonanitcilerin gelecekte olası bir savaş için hazırlanması ile sonuçlanmıştır..Her iki taraf da bir savaş için hazırlanmaktadır.Bu savaş eski tarihlerin büyük saha savaşlarına benzememektedir.Ama sonuçta kazanan tarafa çok büyük ödül alacaktır gibi görünmektedir yani tüm gezegeni….(daha çok özel birlikler savaşına benzemektedir.)(dengeciler ise bu mücadelede her iki tarafa da yakın durarak kazanacak tarafa bağlanacaktırlar.)Ama işler bu kadar basit değildir..Çünkü yenilen taraf beraberinde gezegeni de yok edecek güçtedir...Dengeciler içinde en gelişmiş olan merkezi yönetimin kalesi sayılan ama aynı zamanda dengecilerin de kalesi olan merkezi Anadolu city “orta merkez” konumlu eski Konya bölümünde gelişen bir topluluk olan ve Hades seninde dahil olduğun Yalvac grubu en gelişmiş dengeci gruptur..Bu grup aslında mutant sağlık programları ve nanotec yaşam desteğini en iyi ideal oranlarda kullanan ve bunu mutantlar ve neonanitciler den bir kademe aşağıda yapabilen bir toplulukdur…İkisini de kısmen yaşayabilen en ileri topluluktur ve ikisini de en iyi şekilde anlayabilen tek topluluktur… yalvac ile gelişmiş iki topluluk aralarındaki fark her ne kadar çok az gibi görünse de uzmanlarınca bu fark sanayi toplumu ile bilgi toplumu arasındaki fark gibidir..İşte bu şartlar altında hades sen ortaya çıkıp işleri karıştıracaksın gibi gözüküyor… Very Happy Buraya kadar yazdıklarım mutantların tarihlerine bir genel giriştir..Teknolojik detaylar daha sonra yazmak istiyorum..daha karar veremediklerim var.mutantx gibi mi? Yoksa heros tarzımı olsun bilemiyorum..bu konuyu detayları ile hazırlamak zorundayım sanırsam..umarım birkaç fikrin vardır…selamlar …(bu arada jared diamond bir yazar “tüfek mikrop çelik” adlı çok önemli bir kitabın yazarı..kesinlikle okumalısın tavsiye ederim..)(Türkçe isimler konusunda haklısın bende aynı şekilde düşünüyorum ama bazen etkileyici olmak gerekiyor ve bunu Türkçe isimlerle yapmak çok zor oluyor.Sebebi de teknoloji geliştiremeyen bir ülkede tüm teknik kelimelerin yabancı olması gerçeği ve bizim inandırıcı olmamız gereği).bu yazıyı yazdıktan sonra siteye girdiğimde yazını okuyup cevap veriyorum…yazıların devamını daha fazla teknik olacak şekilde arttırmak istiyorum ama öncelikle proto(bak bu konuda bile çaresiiz hissediyorum) kelimeler isimler kullanalım ileride uygun isim ve kelimeleri uydururuz(seceriz..icad ederiz Very Happy ) (“ön adlar” nasıl ama yetersiz sanırsam nede olsa yeni terimler bunlar ve biz icad ediyoruz değil mii…) hehee..bide diğer çok sayıda teknolojik (dengeciler içinde) uygarlık ve özelliklerinden bahsetmek istiyorum…kafamdaki uçuşan şeyler çok fazla ama o kadar da belirsiz netleştirmek lazım..Asıl olarak gramer konusu var burada iş tamamiyle sana düşmeli çünkü ben kafamda konuları şekillendirdiğim şekli ile en kolayıma gelecek şekilde yazıyorum…daha ötesi beni engeller…bide düzenlediğin kısımları sitede düzenlenmiş tarih başlığında yayınlarsan memnun olurum..belki bana bile ilham verebilir.o şekilde bakmamıştım diyebilirim..hatalar olarak bile görünenler olabilir..neyse..okuyanlar var bizi.. selamlar…biraz uzun bir not oldu Smile .

Kullanıcı profilini gör

16 Mutantlar Giriş 2 Bir Çarş. 17 Ekim 2007, 19:03

kenvolo


Moderator
Moderator
Mutantlar 2:
70 li yıllarda giderek artan kanser vakaları da beraberinde çok miktarda kanser araştırmasının da yapılmasını sağlamıştır… Her şey çalışmalar esnasında benzersiz bir kanser hücresinin benzersiz bir dna mutasyonu ile karşılaşılmasıyla başladığı söylenebilir. Batı Amerika da Kaliforniya kökenli bir kanser araştırma şirketi bu çalışmayı bir köşeye kaldırmış ama şirketin bir zaman sonra kuzey Amerika kökenli bir başka şirket tarafından satın alınması ile tekrardan dikkatleri üzerine çekmiş. Dikkatli saklanan örneğin, ileri teknoloji kullanan bu yeni şirketinde gözünden kaçmadığı söylenir. Daha sonra gerçekler daha da bulanıklaşmaktadır. Yeni şirketin kanser araştırma bölümü daha sonra ekonomik nedenlerden ötürü kapatılır. Giderek artan kanser vakalarına rağmen kanser araştırmasını durduran bu ilaç şirketi başka konulardaki faaliyetlerine daha uzun süre devam etmiştir. Yeni şirket uzun yıllar çalışmalarını ilaçlar üzerine yoğunlaştırmış ve bu konuda dünya genelinde başarılar kazanarak insanlığa çok yararlı olmuştur. Ne kadar gariptir ki üstün ırklar ve köle ırklar kavramları eskide olsa modern dünya da hala kendine yer bulabilmekteydi. Zamanında bu kavramlara genel olarak itibar olmasa da yinede bazı radikal grupların itibar gösterdikleri de bilinmekteydi. Bazıları gizli silahlar konusu ile alakalı olduğunu düşünse de ilk mutantların bu dönemden sonra ortaya çıktıkları düşünülmektedir. İlk örneklerin nasıl oldukları bilinenemektedir ama kendilerini çok iyi gizleyebildikleri ve bugün bile bir sır olmaları onların insanlara çok benzemeleri ile izah edilebilmektedir. Bu ilk mutantlar kendilerinin farklı oldukları gerçeğini çok iyi gizlemiş ve kendilerini geliştiren şirket veya şirketlerin(hehee..) işlerinde kullanıldıkları düşünülmektedir. Zamanla bu mutantlar kontrolü ele geçirdikleri ve şirketleri yönetmiş olmalılar. Kesin olan ise daha sonra mutant sayısında bir artış olduğu ve merkezi kurulun dünya genelinde varlığının ilk duyulduğu yıllarda bu mutant varlığının kamuoyunda duyulmasıdır. Aslında o yıllar aynı anda birçok alanda büyük başarılara imzaların atıldığı ve kamuoyunun bu konulara çok alışık olduğu yıllardı. Büyük gelişmeler yaşanıyordu. Savaşlar ekonomik dalgalanmalar ve iletişim devrimi teknolojik yenilikler her şey sanki çığrından çıkmış gibi gözüküyordu.Kısaca bir çok gerçek olmayan, abartılan ve yalan haber olarak yayıldığına inanılan haberlerden biride bu mutantlar hikayesi idi. Mutantlar ufolarla bir tutuluyorlardı.Sonunda bunca yoğunluk içinde kendilerine şimdi şaşırtıcı gelse de yumuşakça ve fazla dikkat çekmeden yer bulabilmiştir insanlık içinde.(Hades bu durum mutantların neden merkezi kurulun ilk yıllarında kurul içinde yer almadıklarını ve “eski iradenin” varlıklarını illegal ilan etmesinden sonra merkezi idareye katıldıklarının açık bir sebebidir.Aslında “eski irade” mutantları kullanmak istemiş ama onlarında gelecekte varlıklarını arttırmayı ve dünya da egemen hale gelmek istediklerinin farkına varmıştır.)
1. nanoteknolojik devir de mutantlar bu gelişmeleri anlama peşinde idi.Kendilerini geliştirme peşinde idiler.Bundan da faydalanmak akla yatkındı ve yaptılar tabii..Böylece olumsuz ihtimalleri giderek daha fazla elimine etmeyi başararak güçlerini arttırmayı başarabildiler.Bu aşamada mutantlar :
Görünüş olarak insana tamamen benzemektedirler.Ama görme koku alma hatta duyma konusunda insanlardan açıkça üstün özellikler göstermektedirler..Kas yapıları çok üstündür.Bedensel üstünlükleri akıl konusuna yansıyamamıştır ama.(burada üstün insan projesi ile bir alakası olabilir sanırsam yada bu projenin ıskartaları olabilirler bile).Giderek gelişen mutantlar kendilerinde bir çok deneyler yapmış ve klonlanmış bir çok denek kullanılarak gelecekte işlerine yarayacak bir çok özellikleri test etmişlerdir.Başarılı ve başarısız bir çok denek mutantlar toplumuna katılmış ve kendilerine uygun gördükleri yerlerde yaşamışlardır.Böylece homojen olmayan varlıkları yayılmıştır.Bazıları insanlardan nefret etmiş, bazıları onlara katılmış(mega city lerde) bazıları da insanlardan uzakta varlıklarını sürdürmüştür.(Bu kısım(Kayıp ırk) çok daha sonra insanlar tarafını tutan yarı hayvan mutantlar olarak insanların yardımına koşacaklardır.biz bunu işlemeyeceğiz ama yaklaşan tehdidi sezeceğiz sanırsam.)(burada mutantları süper güçleri olan her şeyi yok edip uçuraçak olağan üstü varlıklar olarak görmek istemedim.Çünkü çok yapay olacaktı.Hollywood sineması gibi …)(ama gelişen teknoloji bu mutantları gelecekte süper kahramanlar katagorisine sokacaktır şüphesiz.)( mutantların sosyal yaşamları yazmayı çok istiyorum yeni yeni şeyler, kavramlar icat edeceğiz bol bol sanırsam..)
2.nano teknolojik devirde mutantlar giderek kendilerini geliştirmiş olarak daha fazla aktif olmuşlardır. Özellikle merkezi idare otoritesi içinde.. 2.nanotec uygulamalar mutantlara bir çok esneklik sağlamıştır.İnsanların kendilerini durdurdukları yerlerde mutantlar acele ve hırsla devam etmiş kendilerine yarayacak her şeyi kullanmışlardır.Yapıları değişime daha açıktı.Özellikle düşünsel boyutta..Bunun neticesinde bazı kazalar olsada gelişmiş vucutlar ve süper yetenekler ile ödüllerini almışlardı.Buna göre mutantlar:
Beslenme sistemlerini geliştirmiş(bu önemli),ve üstün bedensel özellikleri daha da gelişerek aşırı düzeylere çıkmıştır. Bazı tür mutantlar biyolojik işlemcileri ve makineleri bedenlerinde denemiş ve sayısız spektrumlu özellikleri olan sayısız yetenekler geliştirmişlerdir…(hades o kadar çok ihtimal var ki odaklanamıyorum).
Mutantlar kendi gelişimlerini 2 kısıma ayırmaktadırlar. İlk nesillere doğal gelişim ve 2. nesillere de yeni jenerasyonlar adını vermektedirler..bu durumda süper yetenekler kazananlar 2. jenerasyon mutantlardır.Ama 2. jenerasyon mutantların en önemli yetenekleri kendilerininde en önemli zayıflığı oldu sonradan anlaşılmıştır.Bu mutantlar sahip oldukları süper yeteneklerin kendilerine sağladığı bakış açısı ile olaylara çok etkin bakabilseler de bu bakış açısı çok derin ama dardır.Geniş bakış açısını yakalayamamalarının neticesinde Merkezi idarenin büyük enerji projesinde katkıda bulunmuş ama yaratıcı olamamışlardır (değişik varyasyonları dillendirmişlerdir)…Çok sayıda inivasyonu başarı ile geliştirseler de bu eksiklerinin farkına varmışlardır…Ne gariptir ki bunca zaman sonra kendi varlıklarına sebep olan yaratıcı bakış açısını ancak yakalayabilmişlerdir.(bu nokta önemli hades..çünkü kahramanımızın içine girdiği mutant toplumunun bu konuyu önemsediği zamana yani şimdiki zamana denk gelmektedir olaylar…)(ve asıl konu nano teknolojinin insanlar üzerinde ve süper makineler olarak nasıl insan aksesuarı(yüzük telefon mücevher yada deri altı ve veya implant olarak vücut içinde taşındığı konusu) olarak veya parçası olarak taşınacağı ve nasıl gelişmiş işlerde kullanılacağı konusudur önemli olan…bu konuyu seninde araştırmanı ve olası tasarımlarını ve uygulamalarını yazmanı isterim..bu konuda zenginlik önemli..)Bazı mutantlar tıpkı insanlar gibi yaşadıkları şehirlerinin getirdiği kolaylıklara( kablosuz enerji ve diğerleri) fazlası ile alışmış ve bunlardan vazgeçemez iken bazıları da bunları tamamen reddedip doğal yetenekler üzerine odaklanmışlardır.Bu noktada mutantlarda kendi içlerinde bazı görüş farklarının ortaya çıktığı gözlenebilmektedir.Bunun neticesinde bugün teknolojik mutant.tec ler(2. jenerasyon) ve biomutantlar(doğal yöntemciler) olarak iki ayrı görüşün ortaya çıktğı gözlenmektedir.Her iki bakış açısıda 2.nanotec uygulamalarını kullansada .Asıl tehlike biomutantların “köle ırk” bakışı içinde yarı hayvan mutantlar ile uğraşmalarıdır.(Nefret doğmakta….)
Şimdilik mutantlar için bu kadar yeter… teknolojik seviyeri için tabii…görüşlerini bekliyorum…ilaveler yapabiliriz..boşluklar bıraktım…bide tec uygulamalar konusu var tabi bunları en iyi kahramanımız ile ilgili kısımları yazarken geliştirebilir ve nihayetleyebiliriz sanırsam…sağlıcakla kal iyi geceler…

Kullanıcı profilini gör

17 Robot kullanımı Bir Ptsi 22 Ekim 2007, 09:01

kenvolo


Moderator
Moderator
Robot kullanımı;
Uygarlık ne kadar gelişse de insanoğlunun istekleri hep aynı noktalarda odaklanmıştır.Bu noktadan kuvvetle insanlar gelecekte de bugünde isteklerine kolayca ulaşmak isteyecektir..Robotlarda insanlığın bugün ulaştığı yerdeki imkanlarını en iyi yansıtan varlıklardır.Tüm robotlar tüm insanlık tarafından giderek artan oranlarda kullanılmaktadır.Sadece dış bölgelerde bazı radikaller dışında artık herkes robotları kabullenmişlerdir..Tabi tüm toplumlar sahip oldukları yetenekleri ile doğru orantılı olarak robot kullanmaktadır..Her toplum diğerlerini izlediği kadar yeteneklerini de merak eder ama herkes, merkezi idarenin tüm bağlanan toplumlara açıkladığı ve yararlandırdığı genel teknolojik yetenekleri bilmesinin dışında herkesin, diğerlerinin kendi içlerinde nasıl bir gelişim seviyesine geldiğini merak etmesini sanki planlamış gibi hissetmesine yol açacak bir düzenleme yaptığını takdir etmektedir.Merkezi idare her zaman en ileri gelişme potansiyelini kullanacağına dair verdiği sözünü yani eski tröst ve sermayenin sömürülerine karşı verdiği en önemli sözlerinden birini de tutarak insanlık gelişimi için en iyi ve hızlı adımları atacağı sözünü tutmuştur….Bu noktada merkezi kurul gelişmeleri ortak projeler çerçevelerinde planlasa da her zaman yeni gelişmeler kendilerine bir yol bulmuş teknolojik gelişmelerin bazen casusluk yoluyla da yayılmasına gayriresmi olarakta müsaade edilmiştir..Böylece merkezi idarenin resmi ve gayriresmi planlamalarının olduğu sonucunu çıkarabiliriz.Ama tüm planlar sonuçta maksimum bir gelişimi yakalamak ve bu hız ivmesini artan düzeyde tutmak üzere planlanmıştır..Bu planın bir enstüramanı olan robotlarda diğer tüm teknolojiler gibi artan önemleri nedeniyle herkesin ilgisini çekiyordu.
Merkezi İdare de Robotik Gelişimi;
İçeri bölgelerde robotlar günlük hayatın bir parçasıdır.Özellikle mega city lerde insanlar tüm alt sınıf işleri robotlara yaptırmaktadır.Bu konuda sıksık sorunlar yaşansa da her gelişen model serileri ile sorunlar azalmaktadır.Buna rağmen yinede insan desteği gerekmektedir.Ne kadar zekileşseler de robotlar planlanan işlerin dışında bir işe yaramamaktadır.Genel işlerde kullanılan robotlar çok azdır.Merkezi idare özellikle planlı işlerde robot kullanılmasını desteklemektedir..Başlangıçta sadece ağır sanayide ve elektronik sanayide kullanılan robotlar zamanla 1.jenerasyon süper iletkenler kullanılması ile giderek artan ölçülerde tüm sanayide kullanılmaya başlandı..Özellikle merkezi idare uzun vadeli planlarını bu yönde olacak şekilde planlamıştır. 1.jenerasyon süper iletkenlerden sonra ise 1.nesil nanoteknolojik ürünler ile birlikte uygulamalar robotları çok verimli ve kullanışlı kılmıştır..Günümüzde artık robot kullanımı giderek artarken yapay zekaları da giderek gelişmektedir..Neredeyse tüm uygarlık elektiriği kabullendiği gibi robotları da kabullenmiştir.

Kullanıcı profilini gör

18 Dengeciler ve de Bakışları... Bir Cuma 26 Ekim 2007, 19:53

kenvolo


Moderator
Moderator
Dengeciler ve diğerlerine bakışları…..
Dengeciler tüm gezegene yayılmış en kalabalık ve geniş topluluktur…kendi içlerinde çok farklı gruplara ayrılmışlardır.Son derece heterojen yapıları vardır.En güçlü ortak noktaları mutantlar ve neonanitcilerre karşı zayıflıklarıdır…Dengeciler ile doğal görüşcüler arasında ise en önemli fark dengecilerin neonanitciler ile mutantlar kadar gelişememiş merkezi otorite üyeleri olmasıdır..Bundan farklı olan “doğal görüşcüler” teknolojiyi red etmese de artık geçmişte kalmış yöntemleri ile güçlerini ve saygınlıklarını kaybetmiştir denebilir…Dengeciler kendi genom projeleri ve nanoteknoloji programları ile güç dengesinde ilerleme yolundadır.. Sadece kendi politik bakışları ile mutant ve neonanitciler e karşı dikkatli davranan bu topluluk kendi içinde siyasal yöntemlerinde farklılıkları vardır..Dengeciler kendi içlerinde ekonomik ve siyasal yöntem farkları olan son derece heterojen topluluklardır..Dengeciler mega şehirlerde ve bir kısmı da sonradan bağlananlar ile yarı içeri bölgelerde yaşamaktadırlar..Siyasal fark gerginliklerinin paylaşacakları, dünya pastasının, zamanın süper güçleri tarafından zaten parsellenmesi ile siyasal düşünce farklarının eskisi kadar çatışmaması ile sonuçlanması da kaçınılmazdı..Eskinin düşmanlıkları tatlı bir anı gibi kalmasa da eski şiddetini ve de anlamını a yitirmişti aslında....(hades sonradan yazdıklarımı okuyorum..eger dikkatimi veremez isem kesinlikle anlaşılamıyor..kısaca dikkatini yoğunlaştırıp okumalısın demek istiyorum..şöylece bakan birisinin kesinlikle itici ve anlaşılır bulamayacağı bir yazı tarzım var..bu yüzdende kesinlikle dikkatini vererek vakit ayırarak okumalısın..)
Neonanitcilerden en önemli olarak “gelişme yolunda” siyasi ve politik farkları olan dengeciler, aşırıya kaçan radikal yaklaşımlardan(teknolojik uygulamalardan) uzak kalmak zorunda kalan topluluklardırda..Ama bu yaklaşımları siyasi bakış açılarına yansımaz…Yani teknolojik olarak gerici ama siyasi ve politik olarak ilericidirler neonanitcilere göre…tabii teknolojinin hayata yansıması yönünden…Böylece teknolojik uygulamaları “eski iradenin” bakışına yakın olarak algılamakta çok yanlış olmaz…Hades şimdi kahramanımız teknolojik ve de siyasi-politik olarak en ileri bir topluluk olan merkezi Anadolu city deki en saygın ve en ileri bakışlı topluluk olan(yalvac grubu..istersen ismini değiştirebiliriz) X topluluğuna dahildir…Bu topluluğa özel isim geliştirmem için tüm evren tasarımını sonuçlandırmam gerekiyor..o zaman en iyi isimler ortaya kendiliğinden çıkacaktırda…Çok sayıda dengeci topluluklar vardır..bu topluluklar a devlet ülke veya yeni bir kavramsal isim uydurmam için tüm evren tasarımını tamamlamam gerekiyor…Bence kökensel olarak devlet kökenli olmaları gerek diye düşünüyorum..çünkü evrenin gelişimi göz önüne aldığımızda merkezi idarenin yükselmesi ve kontrolü ele alması yöntemleri göz önüne alındığında bu zorunluluk olarak gözüküyor…Siyasi farkları olması devletler ve bugünkü bakış açılarını yansıtıyor sanki…Aslında evrenin zengin olması ve okuyucunun kendini bu evrende bir yerde tanıdık bulabilmesi için bunu zorunlu görüyorum..Asimov bunu zamandan kaçışta bel arvardan ve jozeph shwartz ile başarmıştır..günümüzden geleceğe giden kahramanın trajik öyküsü ile..bir mantık köprüsü kurmuştur..böylece aradaki farkları çok iyi anlatabilmiştir.evrenini tanıtabilmiştir…tabi bana göreee Very Happy ….Şimdi dengeci grupları isimleri, teknolojik ve siyasi-politik bakışları ile tanımlamam gerek.Sayılarını, coğrafi konumları, yeni dünyadaki konumları, tec seviyeleri,amaçları,hayalleri vb. çok sayıda parametre beni bekliyor.Bu da merkezi idare yükselişini daha ayrıntılı işlemem ile mümkün olabilir.(mega şehirlerin doğuşu başta olmak üzere ve bunları doğuran nedenler ile)buna göre sadece kabul mü yapayım yoksa detaylara daha fazla gireyim mi? Bu çok önemli..cevabını bekliyorum…

Kullanıcı profilini gör

19 Aloo Bir Paz 28 Ekim 2007, 22:16

kenvolo


Moderator
Moderator
Hades cevap ver istersen bekliyorum...Başalngıçta katılım ile olacak dedik senden ses yok..bari bir şeyler yaz..moral filan ver uyar veyahut kızz filan ama birşeyler de...

Kullanıcı profilini gör

20 Okuyanlar sözüm size.. Bir Paz 28 Ekim 2007, 22:18

kenvolo


Moderator
Moderator
Okuyup ta katılmak isteyen herkes..lütfen düşüncelerinizi belirtirseniz çok memnun olurum...katılmasanızda olur..ama birşeyler söyleyin lütfen...

Kullanıcı profilini gör

21 Cevap... Bir Paz 28 Ekim 2007, 22:35

SUNBAE

avatar
Admin
Şu anda yazdıklarını sindire sindire okuyorum ve bir taraftanda düzenliyorum. Bu yüzden sırf cevap yazmış olmak için yazmadım. Yazdıklarını düzenledikçe tasarım daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Sen aklındakileri yazmaya devam et. Hiç merak etme... Eleştirecek bir şeyler mutlaka bulurum Smile

Kullanıcı profilini gör http://yenidunyalarda.zforum.biz

22 Dengeci gruplar...1 Bir Ptsi 29 Ekim 2007, 19:43

kenvolo


Moderator
Moderator
Dengeci gruplar….1.

Merkezi idarenin dünya genelinde kontrolü yavaşça ele geçirmesi rağmen “eski iradenin” kontrolündeki ulusal devletler ve birleşik topluluklar beklenenin tersine varlıklarını korudular..Merkezi idare bu konuya hiç girmemişti.Çünkü ulusal sınırlarla ilgilenmiyordu..Bu konu bugün için bile aynıdır.Aksi davranış çatışma çıkartırdı.Bundan kaçınan merkezi idare bilgi çağının gerekleri olan şeyler noktasında odaklanmıştır.Ulusal devletlerin kendi iç yapılarını koruyarak merkezi idareye kontrollü yaklaşımları ,kademeli olarak gelişmiş ve kendi çıkarlarını koruyan bu devletler de bünyesindeki insanların yeni teknolojileri ve yaşantı şekillerini(kullanmalarını) yaşamalarını kabul etmişlerdir.Kim gelişmiş bir yaşamı kabul etmez ve de getirilerini…(bu devletler teknolojiyi kendileri geliştirme ve yeniliklerden yararlanma noktasında kendi planlarını yapsalar da bugün bile gelişmiş süpergüçlerin(neonanitciler ve mutantlar) çok gerisinde kalmaktadırlar.ve gelecekte de bu fark giderek açılmaktadır.Tüm bunlar teknolojinin kendi doğası ve yasalarından kaynaklanmaktadır.Dengecileri oluşturan bu ulusal ve birleşmiş topluluklar(ABD , Rusya federasyonu ve Avrupa birliği vb…) hala vardır.Ama gelişen dünyada giderek önemleri azalmış, asıl değişiklik ise tüm merkezi idarenin bu devletlerin içerisinde kendini geliştirmiş olmasıdır.Merkezi idare akıllı davranmış ve birbirlerine rakip olan dünyadaki bu güçlerin birbirlerine olan hasımlıklarını bahane ederek merkezi idareyi bu güç odaklarının(ki bu güç odakları uluslar arası bir “gizli irade”(“eski irade”) denen oluşumla dolaylı olarak idare ve kontrol ediliyordu) dışında , dünya coğrafyasında nispeten merkezi bir yeri olan eski bir güç merkezi olan Türkiye de Anadolu yu kendilerine Merkez(başkent) seçmişlerdir.

“Eski iradenin” dünyasındaki jeopolitik durum bunu gerektiriyordu.Zaten merkezi kurul planlamacıları bu güçleri kendi çıkarlarına kullanmaktan hep hoşlanmış ve bu gerilimlerin potansiyellerini fırsat bilmiştir.Böylece dünya hızla merkezi kurulun planları şeklinde gelişmiştir.Maharet planlama yeteneği ve algoritmalarında yatıyordur.Kurul üyeleri de sıradan seçilmiş kişiler değildir zaten.Ulusal devletlerin içerisinde teknolojik kökenli dernek ve gruplarla gelişmiş sonunda seçilmiş elitlerin gözüne girmiş, etkilemiş, medya ve tüm diğer yollarla kendilerini lanse etmiş, devletler içerisinde tehlike olarak görülmemiş ve zamanla kökleşmiş sonunda da Greenpeace dan daha etkili bir topluluğa dönüşmüş, teknolojinin nimetleri ile bazı devletlerin sorunlarını çözme, ekonomilerini geliştirmede(ki bunlar o anki ekonomik sistemde makul değillerdi) birinci dereceden faydaları olan bu merkezi irade başlangıçta son derece zayıf görünerek tüm bu işleri başarmıştır…(yeteneğin marifetleri).Dünya iklim ve bir çok ekonomik değişim yaşıyordu.Tavsiye veren ve faydalı olan bu yapılanma zamanla tüm devletlerce dikkate alındı.Bilgi çağının kendi sinerjisi ile giderek güçlenen merkezi idare hala tavsiye veren bir yapılanma iken başarıları ve haklı çıktıkları korkutmaları ile de herkesce kabul edildiler.Merkezi idare bu durumda iken bile hala ulusal devletler içinde yapılanma halinde idi..Ulusal devletlerin dikkate aldıkları ve uluslar arası bir yapılanma ile ön plana çıkan merkezi idare zamanla tarafsız kalması(güç dengesini etkilemeleri ile ve “eski iradenin” harekete geçmesi ile ) güçleşmiş işte o zaman merkezi Anadoludaki yapılanmalarını güçlendirmelerini doğurmuş(mega kentlerin doğuşu,Anadolu city)(kendi içlerinde yapılarını hızlı bir şekilde değiştirmeye başlanılan zamanlar) sonunda nispeten güç dengesinin merkezindeki Türkiyede kendilerini sağlamlaştırmışlardır.Bunu basamak olarak kullanarak giderek güçlenmişler dünyadaki saygınlıklarını da kullanarak giderek yayılan ve etkilerini arttıran bir yapıya dönüşmüşlerdir.Gayri resmi varlıkları resmi olmasına kadar geçen zaman aralığında dünya çok fazla karışmış ve hiç olmadığı kadar büyük değişiklikler yaşamıştır…… Hem politik hem ekonomik hem de iklimsel(cidden iklim değişikliği iyi bir bahane) olarak J…. Şimdi sayıları coğrafi konumları yeni dünyadaki konumları tec. seviyeleri ve amaçlarını anlatmaya çalışacağım…

Kullanıcı profilini gör

23 Dengeci gruplar...2(enerji krizi) Bir Ptsi 29 Ekim 2007, 19:47

kenvolo


Moderator
Moderator
Dengeci gruplar…2 (Enerji krizi)

Büyük enerji krizi, dengeci grupların taraf değiştirip merkezi idarenin tarafına katılmasında çok önemli bir rol oynamıştır.”Eski irade” ulusal devletlerin, merkezi idare ve taraftarlarının genelde yaşadıkları mega şehirlerde artan enerji taleblerini geri çevirip verilen enerji miktarını sabit tutarak uygulamaya koydurttuğu yaptırımlar ile başlattığı mücadelede enerji sıkıntısı çekilen mega şehirler çok zor zamanlar yaşamıştır. Buna rağmen merkezi idare sert önlemler almamıştır. Zor zamanlar geçiren merkezi idare kendi çözümlerini kullanmıştır. Mutantlar neonanitciler ve bazı dengeci grupların katılımı ile başlatılan çalışmaların sonucunda bu yaptırım dalgası “eski iradenin” elinde patlamıştır. Çünkü 1.nesil süper iletkenler,bu sabit tutulan enerji miktarının çok verimli olarak kullanılabilmesini mümkün kılmıştır.Bu öyle bir başarıdır ki tüm ulusal devlet hükümetleri “eski iradenin” gücünü sorgulatmıştır.Mega kentlerde baş göstermeyen karmaşıklık giderek azalan “eski irade” hakimiyetine yol açmıştır.Burada ulusal devletler ve birleşik uluslu devletlerin içinde, kendi içlerinde bir iç savaşa çok yaklaşmışlardır(bu savas merkezi idare taraftarları ile ulusal devletler taraftarı (sonradan dengeci olacak) kitleler arasında olacaktı..).Ama modern dünyada bu çok yıkıcı olacaktır da. Ayrıca kendi insanlarına bunu yapmaları çok zor dur. Hele herkes tarafından saygı gören merkezi kurula karşı bu çok tehlikelidir. Dünyada enerji fiyatları patlamıştı. İklimsel dengesizlikler ve ulusal devletlerin şirketler aracılığıyla devam etmekte olan enerji savaşları fiyatların patlamasına yol açmıştı.Tüm dünya bunu darbeler, özgürlük savaşları olarak kabullenmişti.Ama herkes enerji sıkıntısının farkında idi.Talep çok fazla arz sınırlıydı.Arttırılsada yeterli gelmiyordu.Aşırı talep vardı.iklim değişiklikleri baş rolde idi.Okyanus akıntılarında başlayan değişiklik hepsinin üstüne tuz biber olmuştu..Talep patladı.Enerji hisseleri çıldırdı..Alternetif enerji projeleri şaşırtıcı bir başarısızlığa dönüştü.Aslında bu kaçınılmazdı.Ama buradan yani bu zamandan bakıldığında.. Değişen aşırı iklimler rüzgar türübinlerinin verimli çalışmalarına engel oldu en azından istenilen verimde çalışmalarına(artan işletme maliyetleri ile). Solar paneller de aynı durumdan muzdariptiler(bulutlar).Çok karmaşık ve devamlı bakım ile ayakta kalabilen alternatif enerji kaynakları ulusal devletlerin kabusları haline geldi. Tabii hepsi olmasada arada başarılı olanlarda vardı ama genelde çuvallamıştı yapılan onca hazırlık ve plan. İklimlerin değişmesi çoğunu düşük verimli kılmıştı. İşte bu durumda 1.nesil süper iletkenler ortalığa bomba gibi düşmüş ve“eski iradeyi” eski kılacak duruma düşürecek yola sürüklemişlerdi.(ne cümle amaaa)Eski irade zorla baskıyı tekrar arttırmış ve sonunda petrol kozunu sonuna kadar oynamıştı. Bu en hızlı en çabuk sonuç alınan karttı.Ama bunu bekleyen merkezi kurulun tuzaklarında kayboldu…1. nesil süper iletkenler ile 1.nesil nano tec ürünler tüm piyasaları tamponladı.Dengeleri kendi lehine çevirdi.İşte bu arada merkezi idare süper şirketlerin sahiplerini ve yöneticilerini satın alamaya başladığı zamana da denk gelir.

Böylece eski dünyanın nasıl bir yer olduğuna dair merakları tatmin ettikten sonra teknolojinin gücüne boyun eğen devletlerin zamanla katıldıkları ve giderek fayda buldukları bu ortaklıkta nasıl hızla bir yarışa girdiklerini göreceksiniz…Buna uygarlaşma yarışa da denebilir.Bu öyle bir farktı ki tüm zamanları bir anda bir kenara atarak diğerlerini mağra devrinde yaşadıkları hislerine boğuyor idi..Bunu ileride kısmet olursa okuyarak daha iyi anlayabileceksiniz…

Kullanıcı profilini gör

24 Dengeci gruplar...3 Bir Ptsi 29 Ekim 2007, 19:50

kenvolo


Moderator
Moderator
Dengeci gruplar…3

Sayıları;

Başlangıçta dengeci gruplar bünyesinde bulundukları ülkelerin birer temsilcisi idiler. Ama farkı gruplar ve görüşler ortaya çıktıkça bu sayı giderek arttı. Zaten farklı siyasi görüşlerde enerji projesi sonrası merkezi kurulu dikkate almaya başlamış ama merkezi kurul onları dikkate almamıştır. Merkezi kurul “eski iradenin” uzantıları olan bu politik ve siyasi görüşlere sonderece mesafeli yaklaşmış onları gayri resmi olarak “eski ilkeller” diye tanımlamıştır.Böylece hepsini bir kefeye koymuş ve kendi yapılarını hızla değiştirme işine hız vermiştir.Böylece çok sayıdaki devlet içinde çok farklı ve çok daha fazla miktarda sonradan dengeciler diye tanımlanan topluluklar meydana gelmiştir…Dünya coğrafyasındaki devlet sayısı bu konuda sizlere yardımcı olacaktır..

Coğrafi konumları;

Dengeciler eski metropol ve şehirlerde ve de diğer küçük yerleşim birimlerinde yaşamaktadır. Mega şehirlerde de bulunurlar ama bu sonradan gelişen bir durumdur.Yani hikayemizin geçtiği zamanda gelişen bir durumdur.Dengeciler bulundukları devletleri değil görüşleri yansıttıkları için olsa gerek coğrafik değil de siyasi haritalar bu konuda çok yardımcı olacaktır bize.Ama buda aynı devlet içindeki farklı görüşler ile mantık önemini kaybedecektir… Coğrafik önem sadece yaşam yerleri ile alakalı olacaktır…ve dünyadaki konumuna bağlı olarak sahip oldukları doğal zenginlikleri ilee…genelde içeri ve yarı içeri bölgelerde yaşamaktadırlar..içeri de mega şehirlerde.Yarı içeri bölgeler ise merkeze ekonomik ve diğer argumanlarla bağlı bölgeler..

Yeni dünyadaki konumları;

Dengeciler merkezi idarenin kontrolü altına girmeleri zamanı ile doğru orantılı olarak önem taşırlar kendi içlerinde…Yani erken giren daha çok değer taşır merkezi kurulda..Eski iradenin hakimiyetinde gelişmekte olan ülkelerin dengecileri daha fazla ağırlık taşımaktadır merkezi kurulda(unutmayalım ki mücadele halen devam ediyor)…Burada isim ve sayı vermek istemiyorum bu işi hikayenin yazılması esnasına bırakmak istiyorum…Şimdilik evrenin ana hatlarını bir çizelim istiyorum…

Teknolojik seviyeleri;

En güçlü dengeci grup Türkiyede merkezi anadoluda Anadolu city de bulunmaktadır. Bu ilk dengeci gruplardandır da aynı zamanda.Merkezi idarenin ilk enerji sorunu burada çözüme kavuşmuş ve uygulaması da burada yapılmıştır..Yeni üretim tesisleri ve planlama, tasarım yerleri buradadır. Eğitim araştırma ve uygulama alanları buradadır. Yönetim de buradadır.Aslında burası sembolik olmaktan çıkmış ve bir uygulama alanı olarak da kendinden söz ettirmiştir.Ama mutantlar ve neonanitciler önderliğinde..Zamanla kendilerine sınırsız destek veren bu dengeci gruba çok yakın hissetmiş ve diğer gruplardan daha fazla destek vermişlerdir.Bunun sonucu bu dengeci grup(yalvaç grubu tabii tamam dersen sen) mutantları ve neonanitçileri en iyi anlayan ve en dengeli şekilde yeteneklerini kullanan bir topluluktur.kesinlikle iyi bir isimi hakkediyorlar J.Diğer dengeciler kendi kabiliyetleri ve anlaşmalarının yettiği kadar(açık veya gizli) destek verdikleri mutant veya neonanitcilerin değer biçtikleri kadar öğrenebilmektedirler.Birde kuruldaki konumları ile alakalı konu vardır ki bu konu daha düşünülmeyi hak ediyor bence…Daha önce dediğim gibi mutantlar ve neonanitçiler ile dengeciler arasındaki fark en mütevazi şekilde sanayi toplumu ile bilgi toplumu arasındaki fark kadardır…

Amaçları;

Dengeciler kendi görüşlerinin dünyaya hakim olmasını isterler genelde(tek tek hepsi kendisinin görüşünün hakim olmasını ister.).Ama bunu yapamadıkları için dünyada genelde mutantlar ve neonanitçiler ile diğer gruplar arasının fazla açılmamasını isterler.Bunun için gerekli politik ve ekonomik tüm argümanları kullanırlar..(yani sütten çıkmamışlar ve kaşık ile bir alakaları da yoktur..)Umarım sıralama ve mantık hatası yapmamışımdır..fark edersen lütfen bildirir misin hades ve okuyan herkes lütfen…kafanıza takılan varsa sormaktan çekinmeyin lütfen….

Kullanıcı profilini gör

25 Geri: Evren tasarımları.... Bir Ptsi 29 Ekim 2007, 19:59

kenvolo


Moderator
Moderator
yazılar bir garip çıktı yaww...

Kullanıcı profilini gör

Sponsored content


Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 2 sayfası]

Sayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz